4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 175

2. Yoksulluk Nafakası

Madde 175- (1) Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir

(2) Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.

İlgili Yargıtay Kararları

1-) Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için, bu konuda ‘açık talep’ bulunması zorunludur.

Y. 2. H.D., T: 28.04.2015, E: 2015/2995, K: 2015/8629 :

”…Davacı-davalı kadın boşanma sebebiyle yoksulluğa düşeceğinden Türk Medeni Kanununun 175. maddesi koşulları gerçekleştiği halde davacı-davalı kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmemesi nedeniyle yerel mahkeme kararı bozulmuştur. Davacı-davalı kadın vekili dava dilekçesinde “davacı müvekkilim için şimdilik tedbir nafakası olarak 1000 TL ödenmesine ilk duruşmada karar verilmesini talep ediyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur. Türk Medeni Kanununun 175. maddesi uyarınca yoksulluk Nafakasına hükmedebilmek için nafaka talep edenin boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması yanında bu konuda açık talebinin de bulunması gerekmektedir. Dava dilekçesinde “başka türlü geçinmelerini sağlaması ve iş bulup çalışmasının olanaksız” olması şeklinde açıklamalar, yoksulluk nafakası isteği olarak değerlendirilemez. Açıkça tedbir nafakası talebinde bulunulup, yoksulluk nafakası isteği bulunmadığından, davacı-davalı kadına yoksulluk nafakası verilmesi yönündeki bozma doğru bulunmamıştır. Davalı-davacı erkeğin karar düzeltme isteğinin bu yönden kabulü ile Dairemizin 20.10.2014 gün, 2014/9832- 2014/20170 sayılı bozma, onama ilamının 3. bendindeki bozma kararının kaldırılarak, hükmün yoksulluk nafakası yönünden onanmasına karar verilmesi gerekmiştir…”

2-) Dava devam ederken, yoksulluk nafakasından feragat edilmişse, mahkemece feragat eden taraf lehine yoksulluk nafakasına hükmedilemez.

Y. 2. H.D., T: 13.09.2011, E: 2010/13867, K: 2011/13270 :

”…Davalı kadın 15.12.2009 tarihli duruşmada ve 22.12.2009 tarihli dilekçe ile yoksulluk nafakası istemediğini bildirmiştir. Bu beyan yoksulluk nafakası yönünden feragat niteliğinde olup buna rağmen davalı yararına yoksulluk nafakası takdiri usul ve yasaya aykırıdır. (HUMK. md. 74)…”

3-) Daha öncesinde ‘yoksulluk nafakası’ talebinde bulunulmayıp, ön inceleme duruşmasında bu talebin ileri sürülmesi, talep sonucunun genişletilmesi niteliğinde olup, söz konusu talep mahkemece incelenemez.

Y. 2. H.D., T: 27.05.2015, E: 2014/24972, K: 2015/10869 :

”…Karşılıklı açılan boşanma davaları Hukuk Muhakemeleri Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra ikame edilmiştir. Davalı-karşı davacı, cevap ve karşı dava dilekçesinde yoksulluk nafakası isteğinde bulunmamış, 26.03.2014 tarihli ön inceleme duruşmasında yoksulluk nafakası talep etmiş ve aynı oturumda hazır bulunan davacı-karşı davalı bu isteğe muvafakati olmadığını beyan etmiştir. Taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe, ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia ve savunmalarını genişletebilir veya değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun onayı aranmaksızın iddia ve savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra ii değer tarafın açık muvafakati ve ıslah dışında iddia ve savunma genişletilemez yahut değiştirilemez (HMK.md.141/1). Davalı-karşı davacının ilk defa ön inceleme duruşmasında ileri sürdüğü yoksulluk nafakası isteği, talep sonucunun genişletilmesi niteliğindedir. açıkça muvafakat ve ıslah da söz konusu olmadığına göre, davalı-karşı davacının yoksulluk nafakası talebi artık incelenemez. Bu husus nazara alınmadan, yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken, bu isteğin esasına ilişkin hüküm tesis edilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz ilam harcının temyiz eden Sunduz’a yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 123.60 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran Mehmet’e geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere yoksulluk nafakasıyla ilgili bozmada oyçokluğuyla, diğer yönlerden oybirliğiyle karar verildi…”

4-) Davadan veya ferilerinden feragat beyanının, kesin ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açık ve net olması lazımdır.

Y. 2. H.D., T: 26.12.2019, E: 2019/6126, K: 2019/12836 :

”…Davadan veya ferilerinden feragat beyanının, kesin ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açık olması lazımdır. Davacı kadının dava dilekçesindeki “Kendisi için herhangi birşey istemediğine” dair beyanı soyut ve genel nitelikte olup somut olarak herhangi bir haktan vazgeçtiği belirli değildir. Davacı kadının maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası istemediğine dair açık bir beyanı bulunmamaktadır. Bu nedenle ortada geçerli bir feragat beyanının bulunduğundan söz etmek mümkün değildir. Davacı kadın usulüne uyun olarak sunmuş olduğu ıslah dilekçesiyle maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası talebinde bulunmuştur. O halde davalı erkeğin, kadın yararına hükmolunan tazminatlara ve yoksulluk nafakasına ilişkin istinaf taleplerinin esasına girilerek sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir…”

5-) Yoksulluk nafakasına hükmedebilmek için, nafaka talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması gerekir. Asgari ücret seviyesinde gelirinin bulunması, kişiyi yoksulluktan kurtarmaz. Sonuç olarak, nafaka talep eden eş yararına uygun miktarda yoksulluk nafakası belirlenmelidir.

Y. 2. H.D., T: 09.10.2019, E: 2019/6025, K: 2019/9879 :

”…Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacının aldığı emekli maaşının kendisini yoksulluktan kurtaracağı gerekçesiyle davacının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiştir. Boşanan eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedebilmek için, nafaka talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması gerekir (TMK m. 175). Davacı kadın hakkında yapılan ekonomik sosyal durum araştırmasına göre davacı kadın asgari ücret seviyesinde emekli maaşı almakta ise de, asgari ücret seviyesindeki gelir kişiyi yoksulluktan kurtarmaz (YHGK 2009/3-165-186). Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre, davacı kadının boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği açıktır. O halde, davacı kadın yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken, yazılı gerekçe ile yoksulluk nafakası talebinin reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir…”

6-) Cezaevinde tutuklu veya hükümlü olmak, yoksulluk nafakası ile sorumlu tutulmayı engellemez ise de, cezaevinde bulunan tarafın, herhangi bir geliri ve malvarlığı bulunmamaktaysa yoksulluk nafakası ile sorumlu tutulamaz.

Y. 2. H.D., T: 20.02.2019, E: 2017/6531, K: 2019/1501 :

”…İlk derece mahkemesince davacı kadının yoksulluk nafakası talebinin kabulüne aylık 200.00 TL yoksulluk nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı erkeğin istinaf talebi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi’nin 21/06/2017 tarihli, 2017/763 esas ve 2017/916 karar sayılı kararı ile davalı erkeğin yoksulluk nafakasına ilişkin istinaf talebinin kabulü ile aylık 200.00 TL yoksulluk nafakasının davalı erkeğin cezaevinden tahliye tarihinden geçerli olmak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı erkeğin halen Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/128 esas sayılı dosyası üzerinden mahkum olduğu 16 yıl 8 ay ve 2 yıl 6 ay hapis cezalarından dolayı ceza infaz kurumunda hüküm özlü olarak bulunduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar erkeğin cezaevinde tutuklu veya hükümlü olması, yoksulluk nafakası ile sorumlu tutulmamasını gerektirmez ise de dosya kapsamından yaptırılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasında davalı erkeğin herhangi bir geliri ve malvarlığının olmadığı anlaşılmaktadır. Kendi yoksul olan kişi nafaka ile yükümlü tutulamaz. Bu durumda davacı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir…”

7-) Yoksulluk nafakası talebinde bulunan tarafın düzenli bir işte çalışmaması, geçici sezonluk işlerde çalışması; yoksulluk nafakasına hak kazandığı yönünde değerlendirilmelidir.

Y. 2.H.D., T: 26.04.2021/, E: 2021/2619, K: 2021/3388 :

”…İlk derece mahkemesince kadının yoksulluk nafakası talebi kabul edilerek aylık 400-TL yoksulluk nafakasına hükolunmuş, bölge adliye mahkemesince ise SGK hizmet dökümüne göre kadının 01.05.2018 tarihinde çalışmaya başladığı, en son çalıştığı iş yerinden 18.11.2020 tarihinde istifa ederek ayrıldığı, işinden kendi isteği ile ayrılan kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilemeyeceği belirtilmiş, bu konuda erkeğin istinaf kanun yolu incelemesi talebi yoksulluk nafakası yönünden kabul edilip, sair yönlerden esastan reddedilmiştir. Boşanan eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedebilmek için, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması gerekir (TMK m. 175). Her ne kadar, kadının kendi isteği ile işten ayrıldığı belirtilerek, ilk derece mahkemesince hükmedilen yoksulluk nafakası yerinde görülmemiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, kadının sürekli ve düzenli bir işinin olmadığı, geçici sezonluk işlerde çalıştığı anlaşılmakla yoksulluk nafakasına hak kazandığı değerlendirilmesi gerekirken, bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir…”

8 -) Asgari ücret düzeyindeki gelir, yoksulluk nafakası almaya engel teşkil etmez.

Y. 2. H.D., T: 24.03.2021, E: 2021/989, K: 2021/2573 :

”…Yoksulluk nafakası talebinin kabul edilebilmesi için nafaka alacaklısının boşanma yüzünden yoksulluğa düştüğünün belirlenmesi gerekir. Davalı-karşı davacı kadının SGK kaydının olduğu sabittir. Ancak, elde ettiği gelir miktarı belli değildir. Bu nedenle tarafların elde ettikleri gelirin miktarı karar tarihi itibariyle tekrar araştırılıp, asgari ücret düzeyindeki gelirin yoksulluk nafakası almaya engel teşkil etmeyeceği (YHGK 2009/3-165-186) hususlarının birlikte değerlendirilerek sonucuna göre yoksulluk nafakası hakkında bir karar verilmesi gerekirken bu hususlar dikkate alınmadan eksik inceleme ile yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir…”

 

 

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 182

VIII. Çocuklar bakımından ana ve babanın hakları

1. Hâkimin takdir yetkisi

Madde 182 – (1) Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler.

(2) (Ek ikinci fıkra:24/11/2021-7343/37 md.) Mahkeme, kararında kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder.

(3)Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.

(4) Hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.

İlgili Yargıtay Kararları

1-) Çocuğun velayeti kendisine verilmeyen tarafın çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma yükümlülüğünü, hakimce görevi gereği kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.

Y. 2. H.D. T: 08.02.2018, E: 2016/10637, K: 2018/1627

“3-Boşanma veya ayrılık vukuunda çocuk kendisine tevdi edilmemiş taraf gücüne göre onun bakım ve eğitim giderlerine katılmakla yükümlüdür. (TMK m. 182) Bu hususu hakim görevi gereği kendiliğinden dikkate alması gerekmektedir. O halde velayeti temyiz edene tevdi edilen ortak çocuklar 2007 doğumlu Öykü ve 2010 doğumlu … için iştirak nafakasına hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırıdır.”

2-) Tesis edilen kişisel ilişkinin başlangıç ve bitiş saatlerinin hükümde gösterilmemesi ve diğer tereddüte neden olabilecek hususlar, kararın bozulmasını gerektirir.

Y. 2. H.D. T: 12.10.2015, E: 2015/4287, K: 2015/18178

“…Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, ana ve babanın haklarını ve çocuklarla olan kişisel ilişkisini düzenlemek zorundadır. (TMK. m. 182/1) Velayetin kullanılması kendine verilmeyen eşin çocuklarla kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. (TMK. m. 182/2) Velayeti anneye bırakılan tarafların müşterek çocuğu … ile davacı-karşı davalı (baba) arasında “her yıl sömestr tatilinde ilk hafta” için tesis edilen kişisel ilişkinin başlangıç ve bitiş saatleri hükümde gösterilmemiştir. Bu şekildeki düzenleme infazda duraksamaya yol açabileceği gibi, “babanın müşterek çocuğu yanına aldırtarak kişisel ilişki kurulmasına” yönelik düzenlemede babanın çocuğu kişisel ilişki tesisi amacıyla anneden kendisinin alıp alamayacağı konusunda infazda tereddüte neden olur. Bu sebeplerle baba ile müşterek çocuk arasında yazılı şekilde kişisel ilişki tesisi doğru bulunmamıştır.”

3-) Kişisel ilişki kararında ilişkinin zamanı ve süresinin açık, şüphe ve duraksamaya yol açmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. 

Y. 2. H.D. T: 19.02.2013, E: 2012/3315, K: 2013/4061

“…Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, ana ve babanın haklarını ve çocuklarla olan kişisel ilişkisini düzenlemek zorundadır. (TMK. m. 182/1) Velayetin kullanılması kendine verilmeyen eşin çocuklarla kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. (TMK. m. 182/2) Velayetleri anneye bırakılan tarafların müşterek çocukları Ş.N.ve S.ile davalı (baba) arasında “kişisel ilişki tesisine” karar verilmiş, bu ilişkinin zamanı ve süresi, karar yerinde gösterilmemiştir. Bu yönden çocuklarla babaları arasında kişisel ilişki tesisine ilişkin hükmün infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bu hususta velayet sahibinin yükümlülüğünü, bu hak kendisine tanınan davalının da, hakkını kullanacağı süre ve zamanı bilmesi; yasadaki ifadesiyle “hükmün sonuç kısmında, taraflara yükletilen ödevlerin ve tanınan hakların, açık. şüphe ve duraksamaya yol açmayacak şekilde gösterilmesi” (HMK. m. 297/2) zorunludur. Bu husus nazara alınmaksızın, icrası (infazı) mümkün olmayacak şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.”

4-) Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çalışmadığı, düzenli bir geliri ve mal varlığının bulunmadığı anlaşıldığı takdirde ortak çocuk için iştirak nafakası ile sorumlu tutulması doğru değildir.

Y. 2. H.D. T: 09.09.2019, E: 2019/2904, K: 2019/8333

“…Boşanma veya ayrılık halinde çocuk kendisine tevdii edilmemiş taraf gücüne göre onun bakım ve eğitim giderlerine katılmakla yükümlüdür (TMK m.182). Ancak velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılması, mali gücü varsa söz konusu olur. Davalı-davacı kadının çalışmadığı, düzenli bir geliri ve mal varlığının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu husus gözetilmeden davalı-davacı kadının velayeti babaya bırakılan ortak çocuk için iştirak nafakası ile sorumlu tutulması doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.”

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 176

3. Tazminat ve nafakanın ödenme biçimi

Madde 176 – (1) Maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir.

2) Manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez.

(3) İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.

İlgili Yargıtay Kararları

1-) Nafaka yükümlüsünün çalışması sonucu gelirini aylık olarak elde ettiği ve başkaca mal varlığı veya servetinin bulunmadığı durumlarda nafakanın toptan değil, aylık irat şeklinde ödenmesi uygundur.

Y. 2. H.D. T: 12.12.2013, E: 2013/16542, K: 2013/29453

 

“Yasal olarak yoksulluk nafakasının, toptan veya durumun gereklerine göre aylık irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir (TMK. m. 176/1) ise de; somut olayda nafaka yükümlüsünün, çalışması karşılığı kazancını “aylık” olarak elde ettiği, başkaca mal varlığı ve servetinin bulunmadığı görülmektedir. Toptan ödeme, ödenecek miktarın peşin sermaye değeri de dikkate alındığında, durumuna uygun değildir. O halde, yükümlünün, yoksulluk nafakasını aylık irat şeklinde ödenmesinin durumuna uygun olacağı gözetilerek, bu yönde hüküm kurulması gerekirken, nafakanın toptan ödenmesine karar verilmesi somut olay bakımından isabetli bulunmamıştır”

2-) Lehine yoksulluk nafakasına hükmedilen eski eşin boşandıktan sonra başka birisiyle evlenmek amaçlı görüşmesi ve evinde kalması, yoksulluk nafakasının kaldırılmasını gerektirir.

Y. 3. H.D. T: 24.01.2012, E: 2011/18548, K: 2012/1581

“Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacının davalıya aylık 200 TL.yoksulluk nafakası ödediğini, ancak davalının bir erkek ile 2009 yılı içinde bir ay kadar beraber yaşadığını beyan ederek yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. TMK 176/3 maddesine göre; “irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.Yargılama sırasında dinlenilen tanık beyanlarından, davalı kadının evlenmek amaçlı … isimli kişi ile görüştüğünü, bu amaçla Fahri’nin evinde bir müddet kaldığını, sonradan da evliliğin gerçekleşmediğini ifade etmişlerdir.

Öyle ise mahkemece, somut olayda, TMK.’nun 176/3 maddesinde ifadesini bulan ve yoksulluk nafakasının kaldırılmasını sağlayan “evlilik dışı birlikte yaşama” olgusunun gerçekleştiği gözetilip, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.”

3-) Nafaka alacaklısının fiilen evliymiş gibi başkasıyla hayat sürmesi halinde yoksulluk nafakası verilmez.

Y. 2. H.D. T: 20.06.2022, E: 2022/1629, K: 2022/5985

.”..2-TMK 176 madde uyarınca alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi başkasıyla hayat sürmesi halinde yoksulluk nafakası verilmez. Kadının dosyadaki ifadesinden başka bir erkekle yaşadığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.”

4-) Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, nafaka borçlusunun gelir durumuna göre ve onu ödeme güçlügü içine sokmayacak şekilde hakkaniyete uygun nafaka miktarına karar verilmesi gerekir.

Y. 2. H.D. T: 02.06.2015, E: 2015/2320, K: 2015/10075

“Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile yoksulluk nafakasının 300 TL den 450 TL ye artırılmasına, nafakanın her yıl TÜFE artış oranında artırılmasına karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir. Taraflar arasında görülen boşanma davası sonucunda davacı kadın lehine 05.03.2003 tarihinden itibaren 200 TL yoksulluk nafakasına karar verildiği, daha sonra nafaka artırımı davası ile 05.07.2010 tarihinden itibaren 300 TL ye artırıldığı anlaşılmaktadır.

Davada, yoksulluk nafakasının artırılması talep edilmiştir. TMK 176/4. maddesinde “Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir” hükmü getirilmiştir. Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılması sonucunda davacı kadının ev hanımı olduğu, davalının pazarcı olup, 800-900 TL geliri olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda, davalının gelir durumuna göre hükmedilen yoksulluk nafakası miktarının (nafakanın niteliği dikkate alınarak) fazla olması nedeniyle, mahkemece; kurulan hüküm doğru görülmemiştir. Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, nafaka borçlusu davalının gelir durumuna göre ve onu ödeme güçlügü içine sokmayacak şekilde TMK’nın 4. maddesi gereğince hakkaniyete uygun nafaka miktarına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde fazla nafaka yönünde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.”

0850 840 0442