4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 178

5. Zamanaşımı

Madde 178 – (1) Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

İlgili Yargıtay Kararları

1-) Yabancı mahkemece verilmiş olan boşana kararının tanınmasına veya tenfizine karar verilmedikçe, zamanaşımı süresinin tenfiz veya tanımaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden itibaren başlaması gerekir. 

Y. 2. H.D. T: 13.06.2013, E: 2012/22788, K: 2013/16430

“Dava, boşanmadan sonra açılan boşanmaya bağlı maddi-manevi tazminat (TMK md.174/1-2) ve yoksulluk nafakası (TMK md.175) isteğine ilişkindir. Türk Medeni Kanununun 178. maddesi; evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava haklarının, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını hükme bağlamıştır. Somut olayda boşanma kararı yabancı mahkemece verilmiş olup, bu kararın tanınmasına veya tenfizine karar verilmedikçe, boşanmaya bağlı dava haklarının kullanılması olanağı bulunmadığına göre, zamanaşımı süresinin, hakkın kullanılabilir duruma geldiği tarihten, başka bir ifade ile tenfiz veya tanımaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden itibaren başlaması gerekir. Yabancı mahkeme ilamının tanınmasına ilişkin karar 23.12.2010 tarihinde kesinleşmiş, temyize konu dava ise 27.10.2011 tarihinde açılmıştır. Buna göre dava süresindedir. İşin esasının incelenmesi gerekirken, bu husus nazara alınmadan, zamanaşımı süresinin ilamın verildiği ülkedeki kesinleşme tarihinden başlatılarak, davanın zamanaşımından reddi doğru bulunmamıştır.”

2-) Ziynet eşyasının iadesi, evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden  doğan dava hakkı niteliğinde olmayıp adi istihkak niteliğindedir ve mülkiyet hakkına dayandığından ötürü zamanaşımına tabi değildir.

Y. 2. H.D. T: 26.03.2015, E: 2014/23433, K: 2015/5730

“…Davacı, dava dilekçesinde kendisine ait takıların boşanmadan sonra davalıda kaldığını, davalının ziynetlerini iade etmediğini ileri sürerek, ziynetlerinin iadesini de talep etmiştir. Bu istek, evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakkı niteliğinde olmayıp, adi istihkak niteliğindedir (TMK m. 683/2) ve mülkiyet hakkına dayandığından Türk Medeni Kanununun 178. maddesindeki zamanaşıma tabi değildir. O halde, davacının ziynetlere ilişkin talebinin esasının incelenmesi ve toplanan deliller değerlendirilerek, hasıl olacak neticesine göre karar verilmesi gerekirken, bu yön gözetilmeden bu talebin de zamanaşımı sebebiyle reddedilmesi doğru bulunmamıştır.”

3-) Katılma alacağı, boşanma davasının ferilerinden (maddi-manevi tazminat, nafaka alacağı) farklı olarak 10 yıllık zamanaşımına tabidir.

Y. 8. H.D. T: 10.06.2013, E: 2013/449, K: 2013/8683

“…Mahkemece, TMK.nun 178. maddesinde düzenlenen 1 yıllık zamanaşımı süresi geçtiği, taşınmaz üzerindeki payın miras yoluyla intikal ettiği açıklanarak yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.04.2013 tarih ve 2013/8-375 Esas, 2013/520 Karar sayılı kararıyla edinilmiş mallara katılma rejimi (katılma alacağı) bakımından TMK.nun 5. maddesi yoluyla 6098 sayılı TBK.nun 146.maddesinde yer alan 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. Daire tarafından da benimsenen bu görüş uyarınca, boşanma kararının kesinleştiği 04.01.2010 tarihinden davanın açıldığı 03.01.2012 tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresi henüz geçmemiştir…”

4-) Y. 2. H.D. T: 27.06.2016, E: 2016/8267, K: 2016/10171

“Somut olayda, tarafların …. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin manevi tazminat dışında kalan hususlar yönünden kısmi olarak 15.03.2013 tarihinde kesinleşen kararı ile boşandıkları, eldeki davanın 29.01.2015 tarihinde açıldığı ve TMK 178/son maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği göz önünde bulundurularak yoksulluk nafakasına ilişkin talebin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile davacı lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.”

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 176

3. Tazminat ve nafakanın ödenme biçimi

Madde 176 – (1) Maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir.

2) Manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez.

(3) İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.

İlgili Yargıtay Kararları

1-) Nafaka yükümlüsünün çalışması sonucu gelirini aylık olarak elde ettiği ve başkaca mal varlığı veya servetinin bulunmadığı durumlarda nafakanın toptan değil, aylık irat şeklinde ödenmesi uygundur.

Y. 2. H.D. T: 12.12.2013, E: 2013/16542, K: 2013/29453

 

“Yasal olarak yoksulluk nafakasının, toptan veya durumun gereklerine göre aylık irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir (TMK. m. 176/1) ise de; somut olayda nafaka yükümlüsünün, çalışması karşılığı kazancını “aylık” olarak elde ettiği, başkaca mal varlığı ve servetinin bulunmadığı görülmektedir. Toptan ödeme, ödenecek miktarın peşin sermaye değeri de dikkate alındığında, durumuna uygun değildir. O halde, yükümlünün, yoksulluk nafakasını aylık irat şeklinde ödenmesinin durumuna uygun olacağı gözetilerek, bu yönde hüküm kurulması gerekirken, nafakanın toptan ödenmesine karar verilmesi somut olay bakımından isabetli bulunmamıştır”

2-) Lehine yoksulluk nafakasına hükmedilen eski eşin boşandıktan sonra başka birisiyle evlenmek amaçlı görüşmesi ve evinde kalması, yoksulluk nafakasının kaldırılmasını gerektirir.

Y. 3. H.D. T: 24.01.2012, E: 2011/18548, K: 2012/1581

“Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacının davalıya aylık 200 TL.yoksulluk nafakası ödediğini, ancak davalının bir erkek ile 2009 yılı içinde bir ay kadar beraber yaşadığını beyan ederek yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. TMK 176/3 maddesine göre; “irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.Yargılama sırasında dinlenilen tanık beyanlarından, davalı kadının evlenmek amaçlı … isimli kişi ile görüştüğünü, bu amaçla Fahri’nin evinde bir müddet kaldığını, sonradan da evliliğin gerçekleşmediğini ifade etmişlerdir.

Öyle ise mahkemece, somut olayda, TMK.’nun 176/3 maddesinde ifadesini bulan ve yoksulluk nafakasının kaldırılmasını sağlayan “evlilik dışı birlikte yaşama” olgusunun gerçekleştiği gözetilip, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.”

3-) Nafaka alacaklısının fiilen evliymiş gibi başkasıyla hayat sürmesi halinde yoksulluk nafakası verilmez.

Y. 2. H.D. T: 20.06.2022, E: 2022/1629, K: 2022/5985

.”..2-TMK 176 madde uyarınca alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi başkasıyla hayat sürmesi halinde yoksulluk nafakası verilmez. Kadının dosyadaki ifadesinden başka bir erkekle yaşadığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.”

4-) Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, nafaka borçlusunun gelir durumuna göre ve onu ödeme güçlügü içine sokmayacak şekilde hakkaniyete uygun nafaka miktarına karar verilmesi gerekir.

Y. 2. H.D. T: 02.06.2015, E: 2015/2320, K: 2015/10075

“Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile yoksulluk nafakasının 300 TL den 450 TL ye artırılmasına, nafakanın her yıl TÜFE artış oranında artırılmasına karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir. Taraflar arasında görülen boşanma davası sonucunda davacı kadın lehine 05.03.2003 tarihinden itibaren 200 TL yoksulluk nafakasına karar verildiği, daha sonra nafaka artırımı davası ile 05.07.2010 tarihinden itibaren 300 TL ye artırıldığı anlaşılmaktadır.

Davada, yoksulluk nafakasının artırılması talep edilmiştir. TMK 176/4. maddesinde “Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir” hükmü getirilmiştir. Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılması sonucunda davacı kadının ev hanımı olduğu, davalının pazarcı olup, 800-900 TL geliri olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda, davalının gelir durumuna göre hükmedilen yoksulluk nafakası miktarının (nafakanın niteliği dikkate alınarak) fazla olması nedeniyle, mahkemece; kurulan hüküm doğru görülmemiştir. Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, nafaka borçlusu davalının gelir durumuna göre ve onu ödeme güçlügü içine sokmayacak şekilde TMK’nın 4. maddesi gereğince hakkaniyete uygun nafaka miktarına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde fazla nafaka yönünde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.”

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 174

V. Boşanmada tazminat ve nafaka

1. Maddî ve manevî tazminat

Madde 174 – (1) Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz
veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.

(2) Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu
olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.

İlgili Yargıtay Kararları

1-) Maddi ve manevi tazminat takdiri yapılırken tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusur dereceleri, paranın alım gücü ve ihlal edilen menfaatler dikkate alınmalıdır.

Y. 2. H.D. T: 10.11.2022, E: 2022/6897, K: 2022/9091

“Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı-davalı erkek yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu’nun 50. ve 51. maddeleri hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.”

2-) Boşanma sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olması gerekir.

Y. 2. H.D. T: 10.11.2022, E: 2022/6881, K: 2022/9084

“Boşanma sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için tazminat talep eden tarafın kusursuz veya az kusurlu olması yanında, boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı teşkil eder nitelikte olması gerekir (TMK m. 174/2). Boşanmaya sebep olan olaylar bu nitelikte değilse manevi tazminata hükmedilemez. Davalı erkeğin boşanmaya neden olan kusurlu davranışları davacı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde değildir. Öyleyse, davacı kadının manevi tazminat talebinin reddi gerekir. Bu husus nazara alınmadan davacı kadın yararına manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.”

0850 840 0442