4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 171

II. Ayrılık süresi

Madde 171- (1) Ayrılığa bir yıldan üç yıla kadar bir süre için karar verilebilir. Bu süre ayrılık kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar.

İlgili Yargıtay Kararları

1-)  Mahkemece verilen ayrılık kararı, karar tarihinden itibaren değil; kararın kesinleşmesinden itibaren verilmelidir.

Y. 2.H.D., T: 21.02.2018, E: 2016/11933, K: 2018/2327 :

 

”…2-Boşanma sebebi ispatlanmış olursa hakim boşanma veya ayrılığa karar verir. (TMK m 170). Dava yalnız ayrılığa ilişkinse boşanmaya karar verilemez. Dava boşanmaya ilişkinse ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa karar verilebilir. Ayrılığa bir yıldan üç yıla kadar bir süre için karar verilebilir. Bu süre ayrılık kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar. ( TMK m. 171). Mahkemece davacı erkeğin davasının kısmen kabulüyle karar tarihinden itibaren bir yıl süreyle tarafların ayrı yaşamalarına karar verilmiştir. Ayrılık kararının kararın kesinleşmesinden itibaren verilmesi gerekirken karar tarihinden itibaren ayrılık kararı verilmesi doğru değil ise de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün bu bölümünün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir (HUMK m. 438/7)…”

2-) Taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte geçimsizlik mevcut ise ve ortak hayatın yeniden kurulma olasılığı da bulunmamaktaysa, boşanmaya değil de ayrılığa karar verilmesi hatalıdır.

Y. 2.H.D., T: 02.10.2014, E: 2014/8334, K: 2014/19284 : 

”…Davacı (kadın)’ın temyizinin incelenmesine gelince; boşanma sebebi ispatlanmış olursa, hakim boşanmaya veya ayrılığa karar verir. Dava yalnız ayrılığa ilişkinse boşanmaya karar verilemez. Dava boşanmaya ilişkinse, ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa karar verilebilir (TMK md. 170). Mahkemece, davacı (kadın)’ın boşanma talebi kanıtlanamadığı gerekçesiyle iki yıl süreyle ayrılığa karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davalı (koca)’nın altınlar yüzünden eşiyle tartışması sırasında olay yerine gelen kadının ailesinin üzerine silahla ateş ettiği ve bu nedenle hakkında kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Boşanmanın şartları gerçekleşmiştir. Ortak hayatın yeniden kurulması olasılığının da bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı (kadın)’dan kaynaklanan bir kusur tespit edilememiştir. Mahkemece boşanmaya (TMK md. 166/1-2) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile ayrılığa karar verilmesi yanlış olmuştur…”

3-) Boşanma davası açıldıktan sonra, ortak konuta geri dönüp, eşle birlikte yaşama, dava konusu olayların affedildiği anlamına gelmektedir. Sonuç olarak boşanma sebebi ispatlanmamış sayılmakla  birlikte, ayrılığa da karar verilemez.

Y. 2.H.D., T: 26.05.2014, E: 2013/25581, K: 2014/11565 :

”… Davacı, boşanma talep etmiş, mahkemece, tarafların bir yıl süreyle ayrılıklarına karar verilmiştir. Ayrılığa karar verilebilmesi için de, boşanma sebebinin ispatlanmış olması zorunludur (TMK. md. 170/1). Dava, 13.09.2010 tarihinde açılmıştır. Davacının davadan sonra ortak konuta geri döndüğü ve davalıyla yaklaşık iki ay kadar birlikte yaşadığı anlaşılmaktadır. Davaya rağmen ortak konuta geri dönüp eşiyle birlikte yaşama, dava sebebi yapılan olayların affedildiğini veya en azından hoşgörüyle karşılandığını, evlilik birliğinin çekilebilir olduğunu gösterir. Bu halde de boşanma sebebi ispatlanmış sayılamaz ve ayrılığa da karar verilemez. Bu husus nazara alınmadan davanın reddi yerine, yetersiz gerekçe ile ayrılığa karar verilmesi doğru bulunmamıştır…”

4-) Ayrılık davasında, boşanma sebebi sabitken, TMK. m.171 de gösterilen alt snıır ve üst sınır arasında bir süre ayrılığa karar verilmemesi hatalıdır.

Y. 2. H.D., T: 14.03.2013, E: 2012/5709, K: 2013/6875 :

”…Davalının 2008 yılı sonunda sebepsiz olarak müşterek konutu terk ettiği evin giderlerine katılmadığı, eşinin tedavisiyle ilgilenmediği, bu suretle evlilik birliğine ilişkin görevlerini yerine getirmediği, yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesindeki boşanma sebebi ispatlanmıştır. O halde, istek çerçevesinde Yasada (TMK md. 171/1) gösterilen alt ve üst sınır arasında takdir edilecek bir süre ayrılığa karar verilmesi gerekirken isteğin reddi doğru bulunmamıştır…”

5-) Somut olayda, taraflar arasında ortak hayatın yeniden kurulması olasılığının bulunduğuna yönelik ciddi emareler varsa; ‘ayrılığa’ karar verilmesi gerekip gerekmediği hususunda değerlendirme yapılmadan karar verilmesi hatalıdır.

Y. 2. H.D., T: 09.04.2015, E: 2014/22069, K: 2015/7211 :

”…Dava, boşanmaya ilişkindir. Boşanma sebebi ispatlanmış olursa, hakim boşanmaya veya ayrılığa karar verir (TMK m. 170/1). Toplanan delillerle boşanma sebebinin ispatlandığında bir duraksama bulunmamaktadır. Ancak, olayların gelişimi, davalının yaşlı ve yatalak haldeki kayınvalidesine uzun yıllar bakıp gözetmiş olması ve kendisinin de son yıllarda hastalanmış bulunması ve davacının 24.06.2014 tarihli oturumdaki beyanı nazara alındığında, dosya kapsamında taraflar arasında ortak hayatın yeniden kurulması olasılığının mecvut olduğuna ilişkin ciddi emareler vardır. Bu husus gözetilerek tarafların “ayrılığına” (TMK m. 170, 171) karar verilmesi gerekip gerekmediği tartışılıp değerlendirilmeden hüküm kurulması doğru bulunmamıştır…”

 

 

 

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 167

I. Konusu

Madde 167- (1) Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma, dilerse ayrılık isteyebilir.

İlgili Yargıtay Kararları

1-) Evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuksal nedenine dayalı olarak açılan boşanma davasında, talep daraltılarak ‘ayrılık kararı’ verilmesi istenebilir.

2.H.D. T: 17.07.2007, E: 2006/15445, K: 2007/11393

”…1-Davacı evlilik birliğinin sarsılması hukuksal nedenine ( TMK. md. 166/1-2) dayalı olarak boşanma davası açmış, daha sonra talebini daraltarak ayrılık kararı verilmesini istemiştir. Şu halde dava yalnızca ayrılığa ilişkindir. Dosya kapsamından ve mahkemenin kabulünden de anlaşılacağı üzere boşanma sebepleri kanıtlanmış, ayrılık koşulları oluşmuştur. Dava yalnız ayrılık kararı verilmesine ilişkin olmasına göre isteğin kabulü gerekirken yazılı şekilde ret kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. ( TMK. md. 167, 170/2 )…”

2-) Eşlerden birinin, güven sarsıcı davranışlar sergilemesi, buna karşın diğer eşin bir kusurunun bulunmaması durumunda; ayrılığa karar verme koşulları gerçekleşmiş kabul edilir.

2.H.D. T: 03.05.2012 E: 2011/14842, K: 2012/11921

”…Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma, dilekse ayrılık isteyebilir (TMK.md.167). Dava, Türk Medeni Kanununun 170. maddesine dayalı ayrılık kararı verilmesi istemine ilişkindir. Toplanan delillerden davalının eşinden habersiz evdeki eşyaları taşıdığı ve güven sarsıcı davranışlar içine girdiği; buna karşılık davacı kadının ise herhangi bir kusurunun kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında Türk Medeni Kanununun 167. ve 170. maddesi nazara alınarak ayrılığa karar verme koşulları gerçekleşmiş olduğundan; davacının davasının kabulü ile takdir edilecek süre ile ayrılığa hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup; bozmayı gerektirmiştir.”

3-) Eşlerden birinin, evlilik birliğinin yükümlülüklerini yerine getirmemesi, eşine şiddet uygulayıp hakaret etmesi ve diğer eşin bir kusurunun bulunmaması durumunda tmk 167. ve 170. maddeleri uyarınca ayrılığa karar verilebilir.

2.H.D. T: 21.01.2010, E: 2009/21175, K: 2010/1208

”…Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma, dilerse ayrılık isteyebilir. (TMK.md.167) Dava Türk Medeni Kanununun 170.maddesinden kaynaklanan ayrılık kararı verilmesi istemine ilişkindir. Toplanan delillerden davalının birlik görevlerini yerine getirmediği, eşine hakaret edip şiddet uyguladığı, davacı kadının ise geçimsizlikte bir kusurunun olmadığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında Türk Medeni Kanununun 167.ve 170.maddesi nazara alınarak davacının davasının kabulü ile ayrılığa karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir…”

4-) Ayrılığa karar verebilmek için, boşanma sebebinin ispatlanmış olması gerekir. Boşanma sebebi gerçekleşmemiş ise ayrılık talebinin de reddine karar verilmelidir.

2.H.D. T: 18.02.2013, E: 2012/3023, K: 2013/3849

”…Dava, münhasıran Türk Medeni Kanununun 167, 170/2 ve 171. maddeleri uyarınca ayrılığa karar verilmesine ilişkindir. Davacı, ayrılık kararına esas boşanma sebebi olarak, Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesindeki “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” sebebine dayanmıştır. Mahkemece, talep kabul edilerek ayrılığa karar verilmiştir. Ayrılığa karar verebilmek için, boşanma sebebinin ispatlanmış olması gerekir. Boşanma sebebi gerçekleşmemiş ise, ayrılık talebinin de reddine karar verilmelidir. Toplanan delillerden; tanık anlatımlarında geçen kocanın eşine şiddet olayından sonra, evliliğin uzun süre devam ettirilerek tarafların birlikte yaşamayı sürdürdükleri, böylece bu olayların davacı tarafından affedildiği, en azından hoşgörüyle karşılanmış sayılması gerektiği; sonraki olaylara ilişkin tanık beyanlarının ise somut görgüye ve bilgiye dayanmadığı, anlatılanların duyuma ve davacının kendilerine söylediğinin aktarılmasından ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylara dayalı olarak boşanma veya ayrılık kararı verilemeyeceği gibi; duyuma dayalı veya taraf sözlerinin aktarılması niteliğindeki beyanlara dayalı olan olaylar da sabit kabul edilemez. O halde; en azından Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesindeki boşanma koşulları bile gerçekleşmiş olmadığından; ayrılık talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yeterli olmayan gerekçeyle ayrılığa karar verilmesi isabetsiz olmuş, bozmayı gerektirmiştir…”

 

 

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 172

III. Ayrılık süresinin bitimi

Madde 172 – (1) Süre bitince ayrılık durumu kendiliğinden sona erer.

(2) Ortak hayat yeniden kurulmamışsa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

(3) Boşanmanın sonuçları düzenlenirken ilk davada ispatlanmış olan olaylar ve ayrılık süresinde ortaya çıkan durumlar göz önünde tutulur.

İlgili Yargıtay Kararları

1-) Ayrılık süresi sona erdikten sonra tarafların bir araya gelmesi ve karı koca olarak birlikte yaşamaları, ortak hayatın yeniden kurulduğunu gösterir.

Y. 2. H.D. T: 11.11.2019, E: 2019/7178, K: 2019/11166

“Dava, TMK 172/2. maddesinde düzenlenen ayrılık süresinin sona ermesine rağmen ortak hayatın yeniden kurulamaması hukuki sebebine dayalı olarak açılan boşanma davası olup yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, mahkemece belirlenen ayrılık süresi sona erdikten sonra tarafların bir araya geldikleri ve karı koca olarak birlikte yaşadıkları anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.”

2-) Tarafların ayrılık kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıllık sürede bir araya gelmediklerinin tanık beyanları ile sabit olduğu anlaşıldığı takdirde boşanmaya karar verilmelidir.

Y. 2. H.D. T: 03.03.2016, E: 2015/13442, K: 2016/4168

“Dosya kapsamından, taraflar arasında daha önce evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle karşılıklı açılan boşanma davası olduğu, mahkemece, geçimsizliğin taraflar arasında evliliği sonlandıracak ve birliği temelinden sarsan şiddetli geçimsizlik derecesinde olmadığı kanaati oluştuğundan, davanın ve karşı davanın ayrı ayrı reddine, tarafların bir yıl süre ile ayrılıklarına karar verildiği, bu kararın tarafların yasal süresi içinde temyiz etmemeleri sebebiyle 18.04.2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Eldeki davada, tarafların karşılıklı olarak boşanma davası açtıkları, mahkemece davacı-karşı davalı erkeğin davasının kabulüne, davalı-karşı davacı kadının davasının reddine karar verildiği, oysa davalı-karşı davacı kadının bir yıllık ayrılık kararından bahsettiği dava dilekçesi ile boşanma talep ettiği ve bu talebinin Türk Medeni Kanununun 172. madde kapsamında olduğu, tarafların ayrılık kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıllık sürede bir araya gelmediklerinin tanık beyanları ile sabit olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, davalı-karşı davacı kadının davasının da kabulü ile boşanmaya karar verileceği yerde, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.”

3-) Y. 2. H.D. T: 27.03.2017, E: 2015/24349, K: 2017/3326

“Olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hakime aittir (HMK m.33). Davalı-karşı davacı erkeğin karşı davası Türk Medeni Kanununun 172/2 maddesine dayanmaktadır. Bu maddeye göre ayrılık süresinin bitiminde eşler arasında ortak hayat yeniden kurulamamışsa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir., 2011/1148 karar sayılı ilamı ile taraflar için hükmedilen bir yıllık ayrılık kararının bitiminden itibaren tarafların ortak hayatı yeniden kuramadıkları sabit olup her iki taraf da TMK m.172/2’ye göre dava açma hakkına sahiptir. Mahkemece davalı-karşı davacı erkeğin davası da kabul edilmeli ve boşanmanın sonuçlarını düzenlerken ilk davada ispatlanmış olan olaylar ve ayrılık süresinde ortaya çıkan durumlar göz önünde tutulmalıdır (TMK m.172/3). O halde, mahkemece davalı-karşı davacı erkeğin davasının da kabulü gerekirken reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.”

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 170

C. Karar

I. Boşanma veya ayrılık

Madde 170 – (1) Boşanma sebebi ispatlanmış olursa, hâkim boşanmaya veya ayrılığa karar verir.

(2) Dava yalnız ayrılığa ilişkinse, boşanmaya karar verilemez.

(3) Dava boşanmaya ilişkinse, ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa karar verilebilir.

İlgili Yargıtay Kararları

1-) Davalı erkeğin bağımsız konut sağlamaması, eşinin doğumuyla ve çocukla ilgilenmemesi, evlilik birliğini çekilmez hale getirmekle birlikte boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkek tam kusurludur.

Y. 2. H.D. T: 18.12.2018, E: 2018/7723, K: 2018/14816

“Mahkemece; her ne kadar boşanmayı gerektirecek olaylar mevcut ise de taraflar arasındaki bu geçimsizliğin evlilik birliğini çekilmez hale getirmediği, müşterek çocuk da gözetilerek ortak hayatın yeniden kurulma olasılığının bulunduğu gerekçesiyle TMK 170 maddesi uyarınca ayrılık kararı verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davalı erkeğin bağımsız konut sağlamadığı, eşinin doğumuyla ve çocukla ilgilenmediği anlaşılmaktadır. Bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkek tam kusurludur. Somut olayda tarafların yeniden bir araya gelme ihtimali bulunmadığından kadın tarafından açılan davanın kabulü suretiyle boşanma kararı verilmesi gerekirken TMK m. 170 gereği ayrılık kararı verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.”

2-) Evlilik birliğinin yeniden tesis olunamayacak şekilde temelinden sarsıldığı sabit olduğu takdirde davalı eşin boşanmak istememesi ve davalı tanıklarının tarafların geçimsizliğine yönelik görgüye dayalı beyanlarının olmaması ayrılık kararı verilebilmesi için yeterli değildir. 

Y. 2. H.D. T: 06.06.2022, E: 2022/4012, K: 2022/5408

“Dava, davacı erkek tarafından açılan evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı (TMK m. 166/1) boşanma davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davalı kadının evliliğinden pişman olduğunu belirtmesi ve bu durumun görgüye dayalı tanıklarca da ispatlandığı, ayrıca davalı kadının telefonda davacı erkeğe bağırması, sık sık özür dileyerek özür dilediği davaranış şeklini yeniden tekrarlaması boşanma davasının kabulüne götürecek düzeyde davranışlar olsa dahi, davalı kadının boşanmak istememesi ve tanıkların ifadeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde evliliğin üzerinden kısa bir zaman geçmesi, kişilerin olayların akabinde fevri karar verebilecek iken sonrasında daha sakin düşünebileceği, evliliğin bir anlık öfke ile bitirilmeye çalışıldığı, davalı tanıklarının anlatımlarında taraflar arasında geçimsizlik olduğuna dair görgüye dayalı bilgilerinin olmadığı gözetilerek boşanma davasının reddi ile tarafların 1 yıl süre ile ayrılıklarına dair hüküm kurulmuş olup hüküm, taraflarca istinaf edilmiştir. Bölge adliye mahkemesince esastan ret kararı verilmiştir.

Boşanma sebebi ispatlanmış olursa, hakim boşanmaya veya ayrılığa karar verir. Dava yalnızca ayrılığa ilişkin ise boşanma kararı verilemez. Dava boşanmaya ilişkinse, ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa karar verilebilir(TMK m.170).

Somut olayda, davalı kadının boşanmak istememesi ve davalı tanıklarının tarafların geçimsizliğine yönelik görgüye dayalı beyanlarının olmaması ayrılık kararı verilebilmesi için yeterli değildir. Dosya kapsamından ortak hayatın yeniden kurulma olasılığının ortaya konulamadığı, evlilik birliğinin yeniden tesis olunamayacak şekilde temelinden sarsıldığı sabittir. Bu nedenlerle açılan boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ayrılığa karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.”

3-) Ortak hayatın yeniden kurulma olasılığının bulunduğuna dair delil bulunmaması ve evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan kusurlu davranışların bulunması halinde ayrılığa değil, boşanmaya hükmedilmelidir.

Y. 2. H.D. T: 14.03.2018, E: 2016/12689, K: 2018/3314

 

“Türk Medeni Kanununun 170/3. maddesi uyarınca ayrılığa karar verilebilmesi için ortak hayatın yeniden kurulma olasılığının bulunması gerekir. Toplanan deliller ve yapılan yargılamadan davalı erkeğin çalışmadığı, eve maddi katkısının olmadığı, birlikte yapılan borçları kadının ödediği bu haliyle davalı erkeğin kusurlu davranışları ile evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı anlaşılmaktadır. Ancak, ortak hayatın yeniden kurulma olasılığının bulunduğuna dair dosyada delil de bulunmamaktadır. Gerçekleşen duruma göre mahkemece Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi gereğince boşanmaya karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.”

4-) Ortak hayatın yeniden kurulması olasılığının bulunmadığı takdirde ayrılığa değil, boşanmaya karar verilmelidir.

Y. 2. H.D. T: 07.11.2017, E: 2016/6839, K: 2017/12314

“Mahkemece, daha önce de kadının darp edilip ayrılıklar yaşadıkları, sonra bir araya geldikleri, son ayrılıkta davalının darp edildiği, kadının evden ayrıldığının anlaşıldığı ve 30 yıllık evlilikte daha önce benzer sorunların yaşanıp tekrar bir araya gelip evlilik birliğini devam ettirdikleri ve son olayda davacının darp edildiği de kanıtlanmadığı gerekçesiyle bir yıl süreyle ayrılığa karar verilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davalı erkeğin usulüne uygun tebliğe rağmen süresinde davaya cevap vermediği, bu nedenle mahkemece verilen süre sonrasında bildirdiği tanıkların dinlenemeyeceği ve beyanlarının hükme esas alınamayacağı, davalı erkeğin ise eşine sürekli olarak fiziksel şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı kadın dava açmakta haklı olup, boşanmanın şartları gerçekleşmiştir. Ortak hayatın yeniden kurulması olasılığının da bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı kadından kaynaklanan bir kusur tespit edilememiştir. Mahkemece boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile ayrılığa karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.”

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 164

IV. Terk

Madde 164 – (1) Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.

(2) Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.

İlgili Yargıtay Kararları

1-) Eşinin eşyalarını ortak konuttan dışarıya atan ve eşini ortak konuta almayan eş, eşini terke zorlayan eş konumundadır.

Y. 2. H.D. T: 19.06.2018 E: 2016/20367 K: 2018/7630

“Dava, terk hukuki sebebine dayanmakta olup (TMK m. 164), davacı erkek usulüne uygun ihtara rağmen, davalı kadının sebepsiz olarak ortak konuta dönmediğini ileri sürerek boşanmaya karar verilmesini talep etmiştir. Türk Medeni Kanunun 164. maddesi gereğince, terk edilen eş boşanma davası açabilir. Terk eden eşin, bu sebebe dayanarak boşanma davası açma hakkı bulunmamaktadır. Diğerini, ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Davacı erkeğin, davalı kadının eşyalarını ortak konuttan dışarıya attığı, bunu birden fazla kez yaptığı, ayrıca davalı kadını ortak konuta almadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı erkek terkedilen değil, eşini terke zorlayan eş konumunda olup, Türk Medeni Kanununun 164. maddesinin koşulları gerçekleşmemiştir. O halde davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.”

2-) Terk nedeni ile açılan boşanma davasında davalının terkte haklılığını değil, eve dönmemekte haklı olduğunu kanıtlaması gerekir.

Y. 2. H.D. T: 21.11.2011, E: 2010/18117, K: 2011/19104

“Terk nedeni ile açılan boşanma davasında davalının terkte haklılığını değil, eve dönmemekte haklı olduğunu kanıtlaması gerekir. Davalı 04.06.2007 tarihinde evi terk etmiş, davacı koca 15.05.2008 de ise ihtar isteğinde bulunmuştur. Kovulma hadisesinin üzerinden uzun bir süre geçtikten sonra davacının usulüne uygun şekilde ihtarına uymayan davalı kadın eve dönmemekte haklılığını kanıtlayamamıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında Türk Medeni Kanununun 164. maddesi uyarınca açılan davanın kabulü yerine yazılı gerekçeyle reddi doğru bulunmamıştır.”

3-) Eşinin, hastalığıyla ilgilenmemesi, sürekli emirler vermesi ve “onu alın başımdan götürün” demesi üzerine evi terk eden kişi, terke zorlanan eş konumunda olup terk nedeniyle boşanma sebebinin koşulları oluşmamıştır.

“Davacı-karşı davalı erkek terk hukuki sebebine (TMK md. 164), davalı-karşı davacı kadın da evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine (TMK md. 166/1) dayanarak karşı boşanma davası açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacı-karşı davalı erkeğin davasının kabulüne, davalı-karşı davacı kadının boşanma davasının reddine karar verilmişse de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacı-karşı davalı erkeğin, kadının hastalığı ile ilgilenmediği ve hastalandığında kadının komşuları tarafından hastaneye götürüldüğü, eşi gibi görmeyip sürekli emirler verdiği ve “onu alın başımdan götürün” dediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, davalı-karşı davacı kadın terke zorlanan eş konumunda olup, erkeğin davası yönünden TMK md. 164 koşulları oluşmamıştır. O halde davacı-karşı davalı erkeğin davasının reddi davalı-karşı davacı kadın davasının kabulü gerekirken, erkeğin açtığı terk nedenine dayalı boşanma isteminin kabulü ile kadının davasının reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.”

 

4-) Diğer eşi ortak konutu terke zorlayan veya ortak konuta dönmesini engelleyen eş “terk eden eş” konumunda olmakla, terk nedeniyle boşanma davası açma hakkı bulunmamaktadır.

Y.H.G.K. T: 04.11.2009, E: 2009/2-402, K: 2009/484

“…Bu açıklamaların ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı kadının gösterdiği tanıkların beyanları ve dosya kapsamına göre, davacı eşin davalı olan eşini ortak konutu terke zorladığı gibi, ortak konutun anahtarını değiştirmek suretiyle eve dönmesini engellediği de sabittir.


Bu olgu ile yukarıda açıklanan “Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.” şeklindeki yasal düzenleme birlikte ele alındığında davacı eşin gerçekte iddia ettiği gibi “terk edilen” değil, “terk eden” eş olduğunun kabulü gerekir.


Durum bu olunca davacının, terk edilen eşe ait bulunan terke dayalı boşanma davası açma hakkı da bulunmamaktadır.


Tüm bu açıklamalar ışığında; davanın reddi sonucu itibariyle doğru ise de, yerel mahkemenin gerekçesi usul ve yasaya uygun olmadığından, direnme kararının yukarıda ayrıntısıyla açıklanan şekilde terke zorlayan veya eve dönmeyi engelleyen eşin dava açma hakkının bulunmaması nedeniyle davacı eşin taraf sıfatı bulunmadığından davanın reddi gerektiği yönündeki değişik gerekçe ile onanması gerekmiştir…”

0850 840 0442