Ziynet Eşyaları Davası

ZİYNET EŞYALARININ İADESİ DAVASI

Evlenme sebebiyle kadına gerek ailelerce ve gerekse yakınlarınca takılan ziynet eşyaları, ülke gerçekleri ve yöresel geleneklere göre bir yerde kadının geleceğinin güvencesidir. Evlenme sebebiyle kadına takılan ziynetlerin emaneten takıldığı hususunda kadının bir kabulü olmadığı sürece evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyaları kim tarafından alınmış olursa olsun ona bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır.

Yargıtay ziynet eşyalarının, normal koşullarda ve hayatın olağan akışına göre kadın üzerinde bulunan, saklanabilen ve götürülebilir nitelikte eşyalar olduğunu kabul etmektedir. Bunun sonucu olarak ziynet isteyen kadının, ziynetlerin kocada kaldığını veya götürülmesine engel olunduğunu ispat etmesi gerekmektedir.

Koca tarafından ziynetlerin varlığının kabul edilmesi halinde ise ispat yükü yer değiştirecektir.

Ziynetlerin düğün masrafları, balayı masrafları ve ev eşyası alımında bozdurulması veya evlilik içerisinde bozdurularak harcanması halinde ise kadının isteği ve onayı ile iade edilmemek üzere bozdurulup ihtiyaçlar için harcandığının koca tarafından kanıtlaması gerekir.

Eş söyleyişle; evin ihtiyacı için bozdurulan ziynet eşyalarının rıza ile ve iade şartı olmaksızın verildiğini koca ispatlamak zorunda olup bu durumu ispat edemeyen koca ziynet eşyalarını iade etmek durumundadır.

Evi terk eden veya kendi isteği ile evden ayrılan kadının ziynetleri de yanında götüreceğini varsayan Yargıtay, şiddete uğramak suretiyle, dövülerek, zorla evden atılan, benzer sebeplerle evi terk etmek zorunda kalan kadının ise ziynetleri yanında götüremeyeceğini bu halde ziynetlerin kadında olduğunu kocanın ispatlaması gerektiğini belirtmektedir.

ÖRNEK YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA;

Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 14.7.2010 gün ve 2010/12043-14213 sayılı ilamında; ‘’… Diğer taraftan söz konusu eşya rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen nev`idendir. Onun için evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi gizlemesi her zaman mümkündür. Davacı davaya konu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, ispat yükü altındadır. Olayda kadın, davaya konu ziynet eşyasının, götürülmesine engel olunduğunu ve zorla elinden alındığını, daha öncede götürme fırsatı elde edemediğini ispat edememiştir. Buna rağmen yukarda yazılı ilkelerde hataya düşülerek hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.’’ Şeklinde karar vermiştir.

Ziynetlerin kocaya rıza ile ve iade şartı olmadan verildiğini kocanın ispatlaması gerekir

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 12.10.2009 gün ve 4376-8176 sayılı ilamı ile; ‘’Evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyaları kim tarafından takılmış olursa olsun ona bağışlanmış sayılır. Dava dilekçesinde istenilen ziynet eşyalarının bir kısmının ailenin ortak giderleri için bozdurulup harcandığı davalı tarafından kabul edilmektedir. Davalı ziynet eşyalarının davacının rızası ile bozdurulup harcandığını iddia etmiş ise de bu iddiasını kanıtlayamamıştır. Öte yandan karının iaşesini sağlamak kocaya aittir. Davacıya ait olduğu anlaşılan dava konusu altınların evliliğin devamı sırasında davalı tarafından bozdurulup harcanmış olduğu kabul edildiğine göre davacıya iadesi gerekir. Bu nedenle davalı tarafından bozdurulup harcandığı kabul edilen ve mahkemece red edilen ziynetler yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle bu ziynetler yönünden talebin red edilmesi doğru olmadığından hükmün bozulmasına’’karar verilmiştir.
Olayın oluş şekli itibarı ile davacı kadın evden boşanmayı tasarlayarak ayrılmamıştır. Bu düşünce ile evden ayrılmayan davacı kadının ziynetleri yanına alarak götürdüğünün kabulü mümkün değildir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 22/12/2008 gün ve 9227-14024 sayılı ilamında, ‘’Somut olayda, davacı evlilik nedeniyle kendisine takılan ve hediye edilen dava konusu ziynetlerin iadesini istemektedir. Ne var ki, davada davacı kadının evden ayrıldığı tarih itibariyle dava konusu ziynet eşyasının götürülmesine engel olunduğunu ve zorla elinden alındığını, daha önce de götürme fırsatı elde edemediğini tanıkların beyanı ile ispat edememiştir. Yukarıda açıklandığı üzere ispat yükümlülüğü davacıdadır. Mahkeme ise kanıtlama yükümlülüğünü yer değiştirerek 21.05.2008 tarihli oturumda kendiliğinden ziynetlerin davalıda kalıp kendisine teslim edilmediğine ilişkin davacıya yemin teklif etmiş, davacı da teklif edilen yemini eda etmiştir. Kanıtlama yükümlülüğü davacıda olup 04.12.2007 tarihli delil listesinde her türlü yasal delil demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya, ziynetlerin elinden alındığı, götürülmesine engel olunduğu, davalı tarafta kaldığı konusunda davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.’’Şeklinde karar vermiştir.

Ziynetlerin kocanın bozulan işleri için harcanması halinde kadına iadesi gerekir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 19.02.2007 gün ve 2006/12132 E, 2007/2163 K. sayılı ilamında; ‘’…Toplanan delillerden, dava konusu edilen ve düğünde kadına takılan ziynet eşyaları ile paranın evlilik süresinde davalı koca tarafından işlerinin bozulması nedeniyle davacıdan alındığı ve daha sonra iade edilmediği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında davanın kabulü gerekirken reddi, usul ve yasaya aykırı olup açıklanan nedenle kararın bozulması gerekmiştir.’’şeklinde karar vermiştir.

Ziynetlerin kadının borcu için harcandığı savunması araştırılmadan karar verilmesi doğru değildir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 10.6.2003 gün ve 2003/13670 -7512 sayılı ilamı ile; ‘’..Dava, çeyiz ve ziynet eşyası alacağına ilişkin olup, mahkemece, dava kısmen kabul edilmiştir. Davalı, dava konusu altınların, davacının icradaki borçlarını ödemek için bozulduğunu savunmuştur. Ancak bu savunma üzerinde durulup konu hakkında gerekli araştırma yapılmadan karar verilmiştir. Mahkemece savunma kapsamındaki kanıtlar toplanıp sonucuna göre bir karar vermek üzere, eksik araştırmaya dayalı olarak kurulan hükmün bozulması gerekmiştir’’ şeklinde karar vermiştir.
Kadına ait olduğu anlaşılan dava dilekçesinde yazılı dava konusu altınların evliliğin devamı sırasında koca tarafından alınarak bozdurulup harcandığı koca tarafından kabul edildiğine göre ziynetlerin kadına iadesi gerekir.

‘’ …Dava dilekçesinde istenilen ziynet eşyalarına davalı miktar ve nicelik yönünden karşı çıkmadığı gibi ziynet eşyalarının bir kısmının amcasından alınan borç para için bir kısmının da kira ve ihtiyaçlar için bozdurulup harcandığı davalı tarafından kabul edilmektedir. Davalı ziynet eşyalarının davacının rızası ile bozdurulup harcandığını da iddia etmemiştir. Davacıya ait olduğu anlaşılan dava dilekçesinde yazılı dava konusu altınların evliliğin devamı sırasında davalı tarafından alınarak bozdurulup harcandığı davalı yanca kabul edildiğine göre davacıya iadesi gerekir. Bu nedenle dava dilekçesinde yazılı ziynetlerin tamamının iadesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.’’

Anlaşmalı boşanma davasında maddi manevi tazminat, nafaka, yargılama giderleri talep edilmemiş olması o davadaki haklara ilişkin olup ziynet alacağı yönünden hüküm ifade etmez.

‘’ …Olayda, davacı ve davalı taraflar 25.08.2005 tarihinde evlenmişler, 24.11.2006 tarihinde kesinleşen karar ile anlaşmalı olarak boşanmışlardır. Anlaşmalı boşanma davasında maddi manevi tazminat, nafaka, yargılama giderleri talep edilmemiş olması o davadaki haklara ilişkin olduğundan, bu davada davacı tarafından talep edilen ziynet eşyalarının, anlaşmalı boşanma davasının maddi, manevi sonucu olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Davacının dava açarak ziynet eşyalarını davalıdan istemesi konusunda yasal bir engel yoktur. Öte yandan davacı kadın evi son terk ettiği tarih itibariyle dava konusu ziynet eşyasının götürülmesine engel olunduğunu ve zorla elinden alındığını, daha önce de götürme fırsatı elde edemediğini dinlettiği tanık beyanı ile ispat edememiştir. Bununla birlikte davacı, dava dilekçesinde ” ilgili diğer deliller” demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya ziynetlerin elinden alındığı, götürülmesine engel olunduğu, davalı tarafta kaldığı konusunda davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. ‘’

Ziynet eşyalarının iade edilmemek üzere kocaya verildiğinin, kadının isteği ve onayı ile ziynet eşyalarının bozdurulup ev ihtiyaçları için harcandığının kanıtlanması halinde koca ziynet eşyalarını iadeden kurtulur.

‘’….Olayımızda davacıya ait olduğu anlaşılan ziynetlerin bir kısmının evliliğin devamı sırasında bozdurulduğu, ev eşyası ve düğün borçlarına harcandığı davalının kabulündedir. Nitekim davalı tanığı Hakan yeminli beyanında; 20 adet çeyrek altın ve 5 adet burma bileziğin bozdurulduğunu doğrulamıştır. Bozdurulan ziynetler yönünden ispat yükü davalıda olup davalı bunları davacının rızası ile iade edilmemek üzere verdiğini kanıtlayamamıştır. Bu durumda mahkemece davalı tarafça bozdurulan ziynet eşyaları yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. Şeklinde karar vermiştir.

Koca tarafından cins ve miktarına itiraz edilmeyen ziynetlerin iadesi gerekir.

‘’ …. Toplanan delillerden; taraflar ayrı yaşamaya başladıktan sonra kadına ait ziynetlerden 22 ayar 1 adet set ile 2 adet 22 ayar bileziğin davacı-davalı kadına iade edildiği, iade edilenler haricindeki ziynet eşyalarının ise davalı-davacı kocanın babası tarafından bozdurulmak suretiyle, borçların ödendiği anlaşılmıştır. Davalı-davacı kocanın 17.04.2008 tarihli karşılık davaya vermiş olduğu cevap dilekçesinde ziynet eşyalarının cins ve miktarlarına ilişkin bir itirazı da bulunmamaktadır. O halde, davacı-davalı kadının iade edilenler haricindeki ziynet eşyalarına ilişkin davasının kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.’’ Şeklinde karar vermiştir.

Balayı masraflarına harcanan ziynetlerin kadın tarafından bağışlandığının ispatlanamaması halinde kadına iadesi gerekir.

‘’ ….Düğün sırasında davacıya takılan ziynet eşyaları davacıya bağışlanmış sayılır. Bağışlanan eşyaların geri istenmesi bağıştan dönme nedenlerinden birinin bulunmasıyla mümkündür. Davalı, bağıştan dönme koşullarının varlığını iddia ve ispat etmiş değildir. Dava konusu 15 çeyrek altın ve 4 adet bileziğin düğün sırasında takıldığı, düğünden sonra bozdurularak balayı için kullanıldığı davalının kabulündedir. Davacı kadının dava konusu ziynet eşyalarını davalıya bağışladığı ispatlanmadığı gibi ortak giderlere katılım karşılığı verildiği de kanıtlanamamıştır. Bu durumda mahkemece, dava ve temyize konu ziynet eşyalarının davalı tarafından balayı için bozdurulduğu ve iade edilmediği davalının ikrarı ve tanık beyanları ile belirlendiğine göre davanın 15 çeyrek altın ve 4 adet 7 gr bilezik yönünden de kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın bu ziynetler yönünden de reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.’’ şeklinde karar vermiştir.

Kadının gece yarısı evden hiçbir eşyasını alamadan ayrılması halinde ziynetlerin iadesine karar vermek gerekir.

‘’…Davalı tanığı Vesile’nin beyanı ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu ziynet eşyalarının düğünde davacıya hediye olarak takıldığı, düğünden sonra ise bir kısmının davalının borcu için bozdurulduğu, davacının gece yarısı evden hiçbir eşyasını alamadan ayrıldığı anlaşılmaktadır. Davanın kabulüne karar verileceği yerde; dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçeyle davanın reddi usul ve yasaya aykırıdır.’’

Kadının dövülerek müşterek konuttan kovulduğu ceza davası ve boşanma davasında verilen kararlarla sabit olduğundan, bu halde ziynetleri kadının yanında götürdüğünün kabulüne olanak yoktur.

‘’ ….. Davacı eldeki davada, ziynet eşyalarının elinden zorla alınarak dövülmek suretiyle müşterek konuttan kovulduğunu ortak ceza davası ile tanık beyanlarına dayanmıştır. Yargılama aşamasında dinlenen davacı tanıkları davalının davacıyı döverek evden kovduğunu, davacının ablasının evine bırakılması sırasında üzerinde herhangi bir ziynet eşyasının bulunmadığını belirttikleri gibi, boşanma davasında da davalı ve ailesinin davacıya hakaret ederek ablasının evine bıraktıkları, davacının davalı tarafından dövüldüğü kabul edilmek suretiyle tarafların boşanmasına karar verildiği anlaşıldığı, ceza davasında da davalının davacıyı dövdüğümden bahisle davalının cezalandırılmasına karar verildiği ve anılan mahkeme kararlarının kesinleştiği anlaşılmaktadır. Kural olarak ziynet eşyalarının kadın üzerinde bulunduğu ve kadın tarafından götürüldüğünün kabulü gerekirse de, davalının davacıyı döverek müşterek konuttan kovduğu ceza davası ve boşanma davasında verilen kararlarla sabit olup bu durumda davacıya ait ziynet eşyalarının davacı tarafından birlikte götürüldüğünün kabulüne olanak bulunmamaktadır. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek davacının ziynet eşyalarına ilişkin iddiasının boşanma ve ceza davasındaki delillerle birlikte değerlendirilmek suretiyle hâsıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken ziynet eşyalarıyla ilgili olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.’’şeklinde karar vermiştir.

Şiddete uğramadan evi terk eden kadının ziynetlerin bir kısmını alıp bir kısmını evde bırakması hayatın olağan akışına uygun düşmez.

‘’… Davacı kadının evden ayrılırken bir kısım ziynet eşyalarını yanında götürdüğü tartışmasızdır. Davacı şiddet kullanılarak evden ayrıldığı konusunda bir iddiada bulunmamıştır. Bu koşullar altında evi terk ederken ziynetlerin bir kısmını alıp bir kısmını evde bırakması hayatın olağan akışına uygun düşmez. Davacı kadının ziynetlere ilişkin davasının reddi gerekirken kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.’’

Kadının evden, dayak yiyerek hastaneye kaldırıldığı ve hastaneden baba evine döndüğü de sabittir. Davacı kadının ziynet eşyalarına yönelik davasının kabulü gerekir.

‘’…. Toplanan delillerden ziynet eşyalarının varlığı ve kadına ait olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı kadının evden, dayak yiyerek hastaneye kaldırıldığı ve hastaneden baba evine döndüğü de sabittir. Davacı kadının ziynet eşyalarına yönelik davasının kabulü gerekirken reddi doğru görülmemiştir.’’

Ev ve arsa alımında kullanılan ziynetlerin kadına iadesi gerekir.

‘’ …. Toplanan delillerden davacı kadına ait ziynet eşyalarının evliliğin devamı sırasında bozdurulup arsa alım ve ev yapımında kullanıldığı kanıtlanmıştır. Davacı kadının bozdurulan ziynetleri konusunda bilirkişi incelemesi yapılıp alınacak rapora göre ziynetlerin bedeline hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.’’

 Ailenin sağlık giderleri için bozdurulan ziynetlerin kadına iadesi gerekir.

‘’ … Çeyiz eşyaları ve evlilik sebebiyle kendisine hibe edilen (mehir) eşyaları altın ve ziynetler davacının kişisel eşyalarıdır. Taraflar arasında bu konuda her hangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı Bayram, dava konusu altın ve ziynetlerin taraflar birlikte iken ailenin hastalık ve diğer ihtiyaçları nedeniyle bozularak harcandığını kabul etmiştir. Olayın gerçekleştiği tarihteki Medeni kanun hükümlerine göre koca ailenin reisi olarak infak ve iaşesinden sorumludur. Davalı alıp bozdurup harcadığı ziynetlerin bedelini davacıyı iade etmekle yükümlüdür. Mahkemece dava konusu altın ve ziynetler yönünden de davanın kabulü gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.’’

Ziynet eşyalarının birlikte oturulan kayın valideye muhafaza amacıyla verildiği hususunu ispat yükü davacı kadındadır.

‘’…. Davacı, bu davada çeyiz eşyalarıyla birlikte ziynet eşyalarının da davalıdan tahsilini istemiştir. Yargıtay’ın öteden beri sapma göstermeyen içtihatlarına göre, ziynetlerin kadın üzerinde bulunduğu ve taşındığı karine olarak kabul edilmektedir. Davacı evliliğin başında kayınvalidesi ile birlikte otururken takıların kayınvalidesi tarafından muhafaza için alındığını ve iade edilmediğini ileri sürmüştür. Bu davada ispat yükü davacıdadır. Davacı, ziynet eşyalarının evlilik birliği içinde davalı tarafından elinden alındığını veya haneyi terk ederken kovulduğunu ve ziynetlerin de elinden alındığını iddia etmediği gibi dinlenen davacı tanıkları da bu hususta bir beyanda bulunmamışlardır. Davacı iddiasını ispat edememiştir. Bu nedenle, davacının ziynet eşyaları açısından talebinin reddi gerekirken, bu kalem isteğin de kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.’’

 Altınları kadının karşı koymadan rızası ile vermiş olması ve bu altınlarla kocasına kamyon alınması, altınların istenmesine engel değildir.

‘’ … Davacıya evlenmeleri sırasında 14.9.1992 tarihli mehir senedinde belirtilen ziynet eşyalarının davalıca teslim edildiği bilahare bu ziynet eşyalarının davalıca alınıp satılmak suretiyle davacının kocası olan oğluna kamyon alındığı dosyada yeminle dinlenen tanık beyanları ile sabittir. Mahkemenin kabulü de bu yöndedir. Öyle olunca davalı davacıdan aldığı altınların aynen veya bedelini iade etmek zorundadır. Bu altınları davacının karşı koymadan rızası ile vermiş olması ve bu altınlarla kocasına kamyon alınması, davacının, davalıdan aldığı altınları istemesine engel değildir. Bu nedenle davalıya husumet düşer. Mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.’’

Bir kimsenin koşarak giden kişinin boynunda, kolunda, kulaklarında ziynet eşyalarını görmesi hayatın olağan akışına uygun değildir.

‘’ … Davalı tanıklarından M.A. davacının hızla evden koşarak ayrıldığını bu sırada boynunda, kulağında ve kolunda ziynet eşyalarının olduğunu gördüğünü; diğer davalı tanığının ise sabahleyin davalının evinde birlikte pazarlığa gittiklerini eşi davacının o sırada evde olduğunu, akşam dönüşte evden ayrılmış olduğunu belirtmiş bulunmaları davacının iddiasını etkisiz kılamaz. Şöyle ki, bir kimsenin koşarak giden kişinin boynunda, kolunda, kulaklarında ziynet eşyalarını görmesi hayatın olağan akışına uygun değildir. Diğer davalı tanığının beyanına göre de davacı davalı evde iken ayrıldığını belirttiğinden davalı tanık beyanlarına itibar edilemez. Ceza mahkemesi kararı ceza hukuku yönünden gasp suçunun unsurlarının oluşmadığı nedenine dayanmaktadır. Bu bakımından B.K.nun 53. maddesi gereğince de bağlayıcı yönü bulunmadığından ve kolunda ziynet eşyalarının olduğunu gördüm, diğer tanık ise sabahleyin davalının evinden birlikte pazarcılığa gittiklerini, eşi davacının o sırada evde olduğunu, akşam dönüşte evden ayrılmış olduğunu belirtmiş bulunmaları davacının iddiasını etkisiz kılınamaz. Şöyle ki, bir kimsenin boynunda, kolunda, kulaklarında ziynet eşyalarını görmesi hayatın olağan akışına uygun değildir. Diğer tanığın beyanına göre davacının davalı evde iken ayrıldığı belirtildiğinden davalı tanık beyanlarına itibar edilemez. Ceza Mahkemesi kararı ceza hukuku yönünden gasp suçunun unsurlarının oluşmadığı nedenine dayanmaktadır. Bu bakımdan B.K. nun 53. maddesi gereğince de bağlayıcı yönü bulunmamaktadır. Anılan yön gözetilmeden verilen karar usul ve yasaya aykırıdır.’’

 Delil olarak sunulan düğün kasetinin izlenmesi ile ziynetler tespit edilebilir.

‘’ …… Dava dilekçesinde belirtilen 3 adet 22 ayar ray bilezik, 2 adet 22 ayar ince ray bilezik ile delil olarak sunulan düğün kasetinin izlenmesinden de 9 adet Adana Burması bileziğin davacıya düğün sırasında takıldığı ve ona ait olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki dosya içerisindeki savunmalara göre bu bileziklerin satılarak bedelinin bir bölümünün düğünde yapılan borçlar için, diğer bölümünün ise ev kirası için kullanıldığı sabittir. Bu nitelikteki borç ve giderler Medeni Kanun’un Aile Hukuku hükümlerine göre davalı koca tarafından karşılanması gereken borç ve giderlerdendir. Bu nedenle davacı kadının malvarlığından bu giderlerin yapılması doğru değildir. Şu durumda yukarıda nitelik ve sayısı belirlenen ziynet eşyasına yönelik davanın da kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile reddi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.’’
Bayram nedeni ile köyüne ailesini ziyarete giden kadının, hayatın olağan akışı gereği ziynet eşyalarını üzerinde götürdüğünün kabulü gerekir.
‘’ ..Davacı bayram nedeni ile köyüne ailesini ziyarete giderken, hayatın olağan akışı gereği ziynet eşyalarını üzerinde götürdüğünün kabulü gerekir. Olayda davacı ziynet eşyalarının götürülmesine engel olunduğunu ve zorla elinden alındığını, daha öncede götürme fırsatını elde edemediğini ya da evden ayrılışının olağan bir biçimde olmayıp kavga, kovulma gibi olağan dışı biçimde olduğunu ispat edememiştir. Hal böyle olunca davaya konu altınların evde kaldığını düşünmek yaşam deneyimlerine uygun düşmez. Açıklanan ilkelere ve somut olaya göre, davanın reddi gerekirken geleneklerle bağdaşmayacak biçimde, yazılı şekilde ziynet eşyaları yönünden davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.’’
Kadının ziynetlere ilişkin ibraname vermesi …
‘’….. Davacı tarafından düzenlenen 1988 günlü ibranamenin geçerli olduğu ceza yargılaması sonucu verilen kararlar sabittir. Toplanan delillerden; kadının 1991 senesine kadar kayınpederi ile birlikte oturduğu ibradan sonra davanın konusunu oluşturan ziynetlerin koca tarafından 1989 sonbaharında elinden alındığı, iade edildiği konusunda da bir delil getirilmediği, vitrin ile yatak odası takımının da kayın pederin evinde kaldığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında; koca yönünden altın ve ziynetler hakkındaki davanın kayınpeder ve koca bakımından ise vitrin ile yatak odasına yönelik davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsidir. İşin temyiz incelemesi sırasında bu yönün gözden kaçtığı ve hükmün onandığı görülmekle davacının bu yöne ilişkin karar düzeltme isteğinin kabulüne, onama kararının kaldırılmasına, hükmün yazılı gerekçe ile bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.’’

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı davaları

 
izmir boşanma avukatı tavsiye, en iyi boşanma avukatı izmir, avukat izmir, boşanma avukatları izmir, boşanma avukatı izmir karşıyaka, izmir boşanma avukatları, izmirde boşanma avukatları, izmir boşanma avukatları telefonları, izmir boşanma avukat, izmirde boşanma avukat ücretleri, izmir barosu