TSE Markasının Kullanımı Nedeniyle Tazminat Davası

Belge kullanma sözleşmesi olmaksızın ürünlerde bir markanın kullanılması halinde, bu ürünlerin satışa sunulması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenebilir.


T.C. YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 2015/7636 K. 2015/9192 T. 14.9.2015

• MARKA HAKKINA TECAVÜZÜN ÖNLENMESİ TALEBİ İLE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNATI TALEBİ ( Delil Tespiti Dosyasında Çekilen Fotoğraflarda TSE Markası İle Damgalı Tüpler Üzerinde Davalının Ticaret Ünvanını Gösteren Etiketlerin Bulunduğu – Davalı Eylemi Marka Hakına Tecavüz Teşkil Ettiğinden Davanın Kabul Edilmesi Gerektiği )

• BELGE KULLANMA SÖZLEŞMESİ BULUNMAKSIZIN BAŞKASINA AİT TSE MARKASININ KULLANILMASI ( Marka Hakkına Tecavüzün Önlenmesi Talebi – TSE Markası İle Damgalı Tüpler Üzerinde Davalının Ticaret Ünvanını Gösteren Etiketlerin Bulunduğu/Davalı Eylemi Marka Hakına Tecavüz Teşkil Ettiğinden Davanın Kabul Edileceği )

• TSE MARKASI İLE DAMGALI TÜPLER ÜZERİNDE DAVALININ TİCARET ÜNVANINI GÖSTEREN ETİKETLERİN BULUNMASI ( Delil Tespiti Dosyasında Çekilen Fotoğraflarda TSE Markası İle Damgalı Tüpler Üzerinde Davalının Ticaret Ünvanını Gösteren Etiketlerin Bulunduğu – Davalı Eylemi Marka Hakına Tecavüz Teşkil Ettiğinden Davanın Kabul Edilmesi Gerektiği )

KHK-556/m. 61

ÖZET : Davacı, davalı şirketin belge kullanma sözleşmesi bulunmaksızın kendisine ait TSE markasını ürünlerinde ve reklâmlarında kullandığını ileri sürerek marka hakkına tecavüzün önlenmesi ile maddi ve manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir.

Davanın reddine karar verilmişse de, delil tespiti dosyasında çekilen fotoğraflarda TSE markası ile damgalı tüpler üzerinde davalının ticaret ünvanını gösteren etiketlerin bulunduğu görülmektedir. Bu durumda davacıya ait TSE markasını taşıyan tüplerin davalı tarafça piyasaya sürüldüğü, davalı eyleminin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği sabit olup davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.

DAVA : Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 30/09/2014 tarih ve 2014/121-2014/165 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, davalı şirketin belge kullanma sözleşmesi bulunmaksızın müvekkiline ait TSE markasını yangın söndürme tüpü ürünlerinde ve reklâmlarında kullandığını ileri sürerek marka hakkına tecavüzün önlenmesini, 5.000 TL maddi, 25.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı, şirketin TSE Hizmete Yeterlilik Belgesine sahip olduğunu, bu doğrultuda yangın söndürme cihazı dolum hizmeti verdiğini, dava konusu tüplerin kendileri tarafından imal edilmediğini, davalı şirketin değil dolum hizmeti verdikleri müşterilerin bu logoyu tüpler üzerinde kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davalının yangın tüpü dolumu yaptığı, verilen yetki kapsamında kendi cihazları üzerinde dolum yaparken herhangi bir TSE ibaresi kullanmadığı, TSE markasının dolum için gelen tüplerde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, marka hakkına tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmişse de, delil tespiti dosyasında çekilen fotoğraflarda TSE markası ile damgalı tüpler üzerinde davalının ticaret ünvanını gösteren etiketlerin bulunduğu görülmektedir. Bu durumda davacıya ait TSE markasını taşıyan tüplerin davalı tarafça piyasaya sürüldüğü, uyuşmazlıkta 556 sayılı KHK’nın 61. maddesindeki şartların oluştuğu ve davalı eyleminin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği sabit olup yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Av.Yasin GİRGİN
Takip et

Av.Yasin GİRGİN

Boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı davaları gibi aile hukuku alanlarında yoğunlaşan Avukat Yasin GİRGİN'in "Boşanma Davaları El Kitabı" (2011), "Evlilik Birliğinin Sona Ermesi" (2013), "Kadın ve Erkeğin Boşanmada Hakları (2014)" gibi kitapları bulunmaktadır.
.
Randevu ve iletişim için 0212 909 3742 veya 0312 911 3742 numaralı telefonlardan bize ulaşabilirsiniz
Av.Yasin GİRGİN
Takip et