Etiket arşivi: yoksulluk nafakası

BOŞANMALARDA YOKSULLUK NAFAKASINA SÜRESİZ OLARAK HÜKMEDİLMESİ

Fatma Sedef Şeviker
Takip Edin

Fatma Sedef Şeviker

Stj.Av. at GİRGİN
Aydın doğumlu olan ŞEVİKER, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2016 yılındaki mezuniyetini takiben avukatlık stajına Av.Yasin GİRGİN yanında başlamıştır.
Aile hukuku ve iş hukuku alanlarında çalışmaları bulunan ŞEVİKER, adli hakimlik sınavını da kazanmıştır.
Fatma Sedef Şeviker
Takip Edin

Latest posts by Fatma Sedef Şeviker (see all)

BOŞANMALARDA YOKSULLUK NAFAKASINA SÜRESİZ OLARAK HÜKMEDİLMESİ

Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır ifadesi Medeni Kanun’un 169. maddesinde yerini almıştır ve tedbiren hükmedilen hem eşe hem de çocuklara ilişkin nafakanın da temelini teşkil etmiştir.

Bunun yanında Medeni Kanun madde 175’de de yoksulluk nafakasına ilişkin olarak
“ Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.” şeklinde bir düzenleme yapılmıştır.

Görüldüğü üzere Medeni Kanun’da boşanma yüzünden yoksulluk içerisine düşecek taraf için hem dava devam ederken hem de boşanmanın kesinleşmesinden sonra süresiz olarak nafakaya hükmedilebileceği hususu düzenlenmiş bulunmaktadır. Ancak pek çoğumuzun da dikkatini çektiği üzere buradaki “süresiz” ifadesi belli bir sömürü halini de beraberinde getirmektedir.

Boşanma davalarında genel olarak görüldüğü üzere kadınların pek çoğunun çocukla birlikte çalışma hayatından çekildiği görülmekte ve tamamen kocanın maddi imkanları sağladığı bir düzen kurulmaktadır. Kadınlar evlilikten sonra bazen kocalarının istememesi bazen de kendilerinin tercih etmemesi nedeniyle çalışmamakta ve evde yalnızca çocuklar ve ev işleriyle hayatlarını idame ettirmektedirler. Ancak daha sonrasında evlilik yürümediği ve boşanma aşamasına gelindiğinde kadınlar yine tamamen kocadan gelecek nafaka ile hayatlarına devam etmekte ve bunun temelini de maddi hiçbir gelirlerinin olmayışına ve boşanmadan dolayı yoksulluğa düşecekleri hususuna dayandırmaktadırlar. Daha sonrasında ise neredeyse istisnasız olarak erkeğin gelirinin toplamda en az %60’ının hem çocuklar hem de eş için nafaka hükümlerine bağlandığı görülmektedir.

Burada en önemli hususlardan ikisi kadının neden çalışabilecekken çalışmadığı ve süresiz olarak nafaka bağlanacağı noktalarıdır diyebiliriz. Dava devam ederken kadının çalışmadığı maddi başka hiçbir gelirinin olmadığı hususları bildirildiğinde mahkeme ilk iş olarak kadın yararına bir nafakaya karar verilmektedir. Evlilik bittiğinde sorgulanması gereken asıl noktalar kadının çalışabilecek yaşta olup olmadığı ve evliliğin ne kadar devam ettiği hususları olmalıdır. Buna göre nafaka hükümlerinin ne kadar süre uygulanacağı belirlense zannediyorum ki daha adil bir sistem kurulmuş olacaktır.

Boşanmanın gerçekleştiği tarihte 30 yaşında bir kadın için süresiz olarak nafakaya hükmedilmesi adalet sisteminin sorgulamamıza yol açar bir hale gelmektedir. 30 yaşında bir kadın isterse bir iş bulup çalışabilir, kendi ihtiyaçlarını kendisi karşılayabilecek kadar bir parayı her zaman kazanabilir. Buna rağmen örneğin 5 yıl sürmüş bir evlilikten sonra kadın yararına süresiz olarak yoksulluk nafakasına hükmedilmesi ne kadar doğru olabilir?

Adalet Bakanlığı bu konuya ilişkin şikayetlerin ardından başlattığı çalışmada diğer bazı ülkelerdeki uygulamaları da araştırma yoluna gitmiştir. Buna göre örneğin Almanya’da nafakanın süresinin belirlenmesinde yaş, sağlık durumu, müşterek çocuğun bakımı ve hakkaniyet ilkesi çerçevesinde hakim bir belirleme yapıyor ve nafaka alan eş meslek edinmekle sorumlu tutuluyor. Belçika’da nafakanın süresi kural olarak evlilik süresinin geçememektedir. Hollanda’da 5 yıldan az süren evliliklerde nafaka evlilik süresiyle sınırlı ve 5 yılın üzerindeki evliliklerde de nafaka süresi 12 yılla sınırlıdır. Görüldüğü gibi genel olarak kabul edilen evliliğin süresine ve diğer bazı kriterlere göre bir nafaka süresinin belirlenmesi yönündedir.

Nihayetinde varmak istediğimiz noktada da bu süresizlik durumu boşanmadan sonra nafaka ödeyen taraf için ciddi sıkıntılar ortaya çıkarmakta ve çoğu zaman 20’li 30’lu yaşlarında boşanmış insanların daha sonrasında yeni düzen kurmalarına imkan vermeyecek derecede adaletsiz bir hal alması gibi sonuçlar meydana getirmektedir. Bu nedenle boşanmada yoksulluk nafakasına karar verilirken artık süresizlikten ziyade daha somut örneğin evliliğin ne kadar sürdüğü, müşterek çocukların yaşı ve bakımı, kadının yaşı gibi kriterler getirilmelidir ve bu çerçevede belirli bir süreyle sınırlı olmak kaydıyla nafakaya hükmedilmelidir. Bu konuya ilişkin son dönemlerde itirazlar ve şikayetler oldukça artmış olmakla birlikte hakimlerin de bu konuda artık yeni kararlar vermeye başlaması söz konusu olabilecektir.