Etiket arşivi: ticaret mahkemesinde bilirkişi raporu

Bilirkişi Raporlarındaki Çelişkilerin Nedeni

Yasin GİRGİN / Avukat
Takip et

Yasin GİRGİN / Avukat

Boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı davaları gibi aile hukuku alanlarında yoğunlaşan Avukat Yasin GİRGİN'in "Boşanma Davaları El Kitabı" (2011), "Evlilik Birliğinin Sona Ermesi" (2013), "Kadın ve Erkeğin Boşanmada Hakları (2014)" gibi kitapları bulunmaktadır.
.
Randevu ve iletişim için 0212 909 3742 veya 0312 911 3742 numaralı telefonlardan bize ulaşabilirsiniz
Yasin GİRGİN / Avukat
Takip et

Latest posts by Yasin GİRGİN / Avukat (see all)

Alacak davalarında, alacak miktarı alanında uzman bilirkişilerce hesaplanır. Ancak itiraz üzerine dosya hesap için kendisine verilen bilirkişiler, önceki hesaplamadan farklı sonuçlara ulaşabilmektedir. İkinci bilirkişi raporu ile ilk bilirkişi raporunun birbirinden farklı olması halinde mahkemeler 3. bir bilirkişi raporu almakta ve bu raporlardan birini benimseyerek hüküm kurmaktadır.

Bu birbiri ile çelişik bilirkişi raporlarının çelişme nedenlerinin yeterli biçimde ortaya konulmamış olması halinde, mahkemenin benimsemesi hatalı kabul edilmekte ve Yargıtayca hüküm bozulabilmektedir.

Mahkemenin hüküm kurabilmesi için bilirkişi raporlarındaki farklılıkların nedeni tespit edilmeli ve yeterli biçimde tartışılmalıdır.


T.C. YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 2014/13955 K. 2015/9629 T. 29.9.2015

Dava, üzerine maden ruhsatı bulunan limited şirketin hisse devrinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.

Taraflar arasında, 20/02/2008 tarihli sözleşme, 21/04/2008 ve 22/12/2008 tarihli ek protokoller ve Ankara 47. Noterliği’nin 24/04/2008 tarihli 12085 yevmiye nolu hisse devir sözleşmesi yapılmıştır. Taraflar arasındaki hisse devri noterde yapılan 24/04/2008 tarihli sözleşme ile gerçekleşmiş, devir bedeli ile ilgili ayrıntılar ise taraflar arasında yapılan ve yukarıda tarihleri gösterilen gösterilen sözleşme ve protokollerde düzenlenmiştir.

20/02/2008 tarihli sözleşmede devir bedelinin hesaplanmasına ilişkin hükümler konulmuştur. Sözleşmenin 3.1. maddesine göre devir bedeli maden arama ruhsatlarına konu sahalardaki toplam rezerv miktarına göre belirlenecektir. Toplam rezervin 21 milyon ton olduğu kabul edilerek toplam devir bedeli 10.500.000 USD olarak belirlenmiştir. Yine sözleşmenin 3.5. maddesinde, yapılacak sondajlar sonucu toplam rezerv miktarının 21 milyon tondan fazla olduğunun tespiti halinde fazla kısım için orantı kurularak ilave ödeme yapılacağı, 21 milyon tondan az olması halinde de orantı kurularak devir bedeli bakiyesinden indirim yapılacağı belirlenmiştir. Bu hükümlere göre devir bedelinin rezervin 21 milyon ton olması halinde 10.500.000 USD olacağı, rezervin eksik veya fazla çıkması halinde oranlama yapılacağı kararlaştırılmıştır.

Mahkemece, bu hükümlere göre toplam rezerv miktarının belirlenmesine ve bu sayede devir bedelinin belirlenmesine yönelik olarak üç bilirkişi kurulundan rapor alınmıştır. Her üç rapor da toplam rezerv miktarı farklı bulunduğundan devir bedeli de farklı bulunmuştur. Esasen üç rapor da dosyada bulunan aynı bilgi ve belgere göre hesap yapmış olmasına rağmen ulaşılan sonuçlar farklı olmuştur.

İlk bilirkişi kurulu raporunun sonradan alınan iki bilirkişi kurulu raporundaki toplam rezerv miktarından düşük miktarda rezerv bulmasının ana nedeni, sonraki bilirkişi raporlarında hesaba dahil edilen ancak 1. bilirkişi kurulu raporunda hesaba alınmayan 4 adet sondajdır. Bunun yanında 1. bilirkişi kurulu raporunun sonraki iki rapordan farklılık arzetmesinin diğer nedenleri de, sondaj alanlarının büyüklüğünün farklı hesap edilmesi, toplam işletilebilir kömür kalınlıklarının farklı bulunması ve madenin özgül ağırlığının 3. bilirkişi raporundan farklı olarak 1,3 ton/m3 üzerinden hesap edilmesidir.

İkinci bilirkişi kurulu raporunda ilk bilirkişi kurulu raporunda hesaba katılmayan 4 sondaj alanı da hesaba dahil edilmiş ve bunun bilimsel gerekçesi raporda belirtilmiş ise de, 1. bilirkişi kurulu raporundan farklı olarak rezerv hesaplamalarına esas poligon alanı büyüklüğünün bulunmasının ve kömür kalınlığının farklı olmasının nedeni bilimsel olarak açıklanmamıştır.

Son bilirkişi kurulu raporunda belirlenen toplam rezervin ikinci bilirkişi kurulunun belirlediği toplam rezervden fazla olmasının nedeni, bu raporda esas alınan rezerv hesaplamalarına esas poligon alanlarının 2. bilirkişi kurulu raporundaki alanlardan fazla bulunması ve özgül ağırlığın 2. bilirkişi kurulu raporunda 1,30 ton/m3 gösterilmesine rağmen 3. bilirkişi kurulu raporunda 1,40 ton/m3 olarak gösterilmesinden kaynaklanmaktadır. Yine bu raporda da neden rezerv hesaplamalarına esas poligon alanlarının farklılık gösterdiği açıklanmadığı gibi, özgül ağırlığın neden 1,40 ton/m3 olarak kabul edildiği de yeterince tartışılmamıştır.

Bu itibarla, mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulundan tarafların itirazlarını ve yukarıda ifade edilen çelişkileri karşılayacak, özellikle rezerv hesaplamalarına esas poligon alan farklılıklarının neden kaynaklandığı ve özgül ağırlığın bilimsel verilere göre ne olduğunu denetime elverişli bir şekilde açıklayan bir rapor alınarak, sonucuna göre toplam rezerv miktarının belirlenmesi ve buna göre devir bedelinin belirlenmesi gerekirken denetime imkan vermeyen bilirkişi raporuna göre eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamış hükmün bu nedenle davalı şirketler yararına bozulması gerekmiştir.