Etiket arşivi: anlaşmalı boşanma avukatı

Anlaşmalı Boşanma Davası

Anlaşmalı Boşanma Davası

  • Boşanma davasında taraflar arasında düzenlenen protokolün 5.maddesinde İnci’nin öğrencilik sürecinde tüm eğitim masraflarının davalı baba tarafından karşılanacağının belirtildiği anlaşılmıştır. Aslolan sözleşmeye bağlılık ilkesidir. Çocuklardan birinin 8. sınıf öğrencisi olup, kollejde öğrenim gördüğü, okulun yıllık ücretinin 10.557,00 TL olduğu, ayrıca 1.800,00 TL dersane giderinin olduğu anlaşılmıştır. Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyacı ve nafaka yükümlüsünün (davalı babanın) gelir durumu nazara alındığında, takdir olunan iştirak nafakası miktarı az olup, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bir nafaka takdir edilmesi gerekirden, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesi ile bozulmuş, bozma üzerine aynı mahkemece 2015/319 esas 2015/456 karar ve 7.7.2015 tarihli ilamla çocuk lehine 1.050 TL iştirak nafakasına hükmetmiştir.

    Bu durumda, müşterek çocuk İnci için, hükmedilen aylık 1.050 TL iştirak nafakası eğitim giderlerini de kapsamakta olup, bu hüküm, taraflarca anlaşmalı boşanma sırasında imzalanan protokolün 5. maddesini ortadan kaldırmıştır. Artık, davalı babadan, İnci için ayrıca protokole dayanarak eğitim gideri istenilmesi mümkün değildir. Aksi düşünce babanın iki kez eğitim gideri ödemesi sonucunu doğurur. Bu sebeple, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.YARGITAY2. HUKUK DAİRESİ E. 2016/13335 K. 2016/12661 T. 28.6.2016 anlaşmalı boşanma davası

  • taraflar arasında görülen anlaşmalı boşanma davasında, anlaşma protokolünde ve boşanma hükmünde her hangi bir düzenleme yapılmadığını, ancak daha sonra aralarında düzenledikleri 17.9.2014 tarihli “anlaşmalı boşanma protokolünün uygulanma hükümleri” başlıklı sözleşme gereğince, taşınmazın velayeti anneye bırakılan ortak çocuk reşit olana kadar davalı-karşı davacı kadın tarafından üçüncü kişilere satılamayacağının kararlaştırıldığını belirtilerek, taşınmazın tapu kaydına 5.6.2027 tarihine kadar üçüncü kişilere satılamayacağına dair şerh konulmasını talep etmiş, mahkemece bu taleple ilgili bir karar verilmemiştir.

    Davacı-karşı davalının, davaya konu taşınmazın tapu kaydına şerh verilmesi talebi, eldeki ortak çocuğun velayetinin değiştirilmesi ve çocukla kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi içerikli davadan ayrı ve bağımsız bir dava niteliğinde olup ayrıca harca tabidir.

    Dava maktu peşin harç alınarak görülmüştür. Başvurma harcı dava dilekçesindeki bütün istekleri kapsar. Bu sebeple, davacı-karşı davalının bu talebi ile ilgili harç eksikliğini tamamlaması için kendisine süre verilmesi ( Harçlar Kununu m. 30-32 ) ile harç tamamlandığı taktirde bir karar verilmesi, aksi takdirde Harçlar Kanununun 30. maddesinde gösterilen usul çerçevesinde hareket edilmesi gerekirken, bu taleple ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2016/12788 K. 2016/12028 T. 21.6.2016 anlaşmalı boşanma davası

  • Taraflar arasında görülen anlaşmalı boşanma davasında velayeti anlaşma uyarınca anneye bırakılan müşterek çocuk ile baba arasındaki kişisel ilişki konusunda herhangi bir düzenleme yapılmayarak konu hâkimin takdirine bırakılmıştır. Mahkemece kişisel ilişki düzenlenmiş, davacı kadın tarafından kişisel ilişki yönünden uzman raporu alınmaması sebebiyle hüküm temyiz edilmiştir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, kişisel ilişki konusunda taraflara bir öneride bulunmak, kabul edildiği takdirde buna göre karar vermek, kabul edilmediği ve taraflarca anlaşmaya varılarak bir düzenleme de yapılmadığı takdirde, davanın Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi uyarınca çekişmeli boşanma olarak sürdürülmesi, 4787 Sayılı Kanun’un 5. maddesi gereğince uzman kişilerden yardım alınması, taraflarla ve çocukla da görüşme sağlanarak rapor hazırlanması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar vermekten ibarettir. Yasal koşullar oluşmadan ve kişisel ilişki hususunda tarafların görüşü alınmadan kişisel ilişki düzenlemesi yapılması ve Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi uyarınca anlaşmalı boşanmaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bu sebeple hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2015/17609 K. 2016/9479 T. 9.5.2016 anlaşmalı boşanma davası
  • Taraflar Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi uyarınca boşanmışlar, hüküm her iki tarafça temyiz edilmiştir.Anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin bu yöndeki diğer bir ifadeyle gerek boşanmanın mali sonuçları, gerekse çocukların durumu hususunda kabul edilen düzenlemeleri kapsayan irade beyanından dönmesini engelleyici yasal bir hüküm bulunmamaktadır. Anlaşmanın bozulması ile anlaşmalı boşanma hükmü bütünüyle geçersiz hale gelir (HUMK m. 439/2). Bu halde anlaşmalı boşanma davasının “çekişmeli boşanma” (TMK m. 166/1-2) olarak görülmesi gerekir.

    Açıklanan sebeple, mahkemece, taraflarca Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesine dayalı olarak açılan dava ve karşı davanın ön inceleme aşamasında anlaşmalı boşanma davalarına dönüştüğünden ve bilahare bu anlaşmadan dönüldüğünden, yeniden ön inceleme duruşması yapılarak, taraflara delillerini sunma hakkı tanınıp, tahkikata geçildikten sonra usulüne uygun şekilde gösterilen deliller toplanarak gerçekleşecek sonucu uyarınca karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2015/15828 K. 2016/8116 T. 21.4.2016 anlaşmalı boşanma davası

  • Davacı, dava dilekçesinde eşinden boşanmak istediğini, hiç bir hak talep etmediğini beyan etmiş, davalı da cevap dilekçesinde, kendisinin de boşanmak istediğini, davacıdan herhangi bir talebi bulunmadığını ifade etmiştir. Tarflar 24.8.1994 tarihinde evlenmişler, ergin olan bir çocukları bulunmaktadır.

    20.11.2014 tarihli ön inceleme duruşmasında davacı da davalı da boşanmak istediklerini bildirmişlerdir. Mahkemece, tarafların anlaşmalı boşanma davası açmadıkları, anlaşma protokolü sunmadıkları, davalının davayı kabulünün hukuki sonuç doğurmayacağı, davacının, davalının eşit veya daha fazla kusurlu olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

    Tarafların boşanma konusunda iradelerinin uyuştuğu, birbirlerinden bir hak talep etmedikleri, dolayısıyla anlaşmalı olarak boşanacakları düşüncesiyle delil bildirmedikleri anlaşılmaktadır. Her iki taraf da boşanmak istediğine, birbirlerinden karşılıklı olarak herhangi bir hak talep etmediklerine göre, tarafların iradelerinin anlaşmalı boşanma yönünde olduğunu kabul etmek gerekir. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2015/16317 K. 2016/7408 T. 12.4.2016 anlaşmalı boşanma davası

  • Taraflar Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi uyarınca boşanmışlar, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin bu yöndeki diğer bir ifadeyle gerek boşanmanın mali sonuçları, gerekse çocukların durumu hususunda kabul edilen düzenlemeleri kapsayan irade beyanından dönmesini engelleyici yasal bir hüküm bulunmamaktadır. Anlaşmanın bozulması ile anlaşmalı boşanma hükmü bütünüyle geçersiz hale gelir (HUMK m. 439/2). Bu halde anlaşmalı boşanma davasının “çekişmeli boşanma” (TMK m. 166/1-2) olarak görülmesi gerekir.

    Açıklanan sebeple mahkemece taraflara iddia ve savunmalarının dayanağı bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini içeren beyan ile iddia ve savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın ispatını sağlayacak delillerini sunmak ve dilekçelerin karşılıklı verilmesini sağlamak üzere süre verilip ön inceleme yapılarak tahkikata geçildikten sonra usulüne uygun şekilde gösterilen deliller toplanarak gerçekleşecek sonucu uyarınca karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2016/2072 K. 2016/5290 T. 17.3.2016 anlaşmalı boşanma davası