Nişanın Haksız Bozulmasının Hukuki Sonuçları

Kültürümüzün bir sonucu olarak, ülkemizde nişan ve evlilik gibi önemli kararlar erken yaşlarda alınmakta, bazen gençliğin ve deneyimsizliğin vermiş olduğu acemilik ile doğru eş seçimi yapılamamaktadır.

Neticesinde çiftler kısa sürede boşanmakta ya da daha nişanlıyken ayrılmaktadır. İşte bu yazımızda nişanlanmanın yasal tanımı ve nişan bozulmasının hukuki sonuçlarını paylaşacağız.

Türk Medeni Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca nişanlanma; karşılıklı evlenme vaadi içeren, aile hukukuna özgü bir sözleşme olarak karşımıza çıkmaktadır. Evlilik bir sözleşme ise evlilikten önce tarafların karşılıklı olarak evlenme vaadi de, hukuki anlamada bir sözleşme yapılacağına dair verilen bir sözdür, ayrı bir akittir.

Medeni Kanun’un nişana ilişkin tanımı olan ‘’Nişanlanma, evlenme vaadi ile olur’’ ifadesinden de anlaşılacağı üzere, karşılıklı evlenme vaadi ile nişan akdi kurulmuş olur.

Taraflar almış oldukları ‘’söze’’ ya da yasa metnindeki kullanımı ile ‘’vaat’’ e karşılık, maddi ve manevi hazırlıklar yapmakta, umut beslemeye başlamaktadırlar. İşte nişan akdinin evlilikle sonuçlanmadan bozulması durumunda bazı hukuki sonuçlar ortaya çıkmaktadır.

Eğer taraflar karşılıklı anlaşma ile ayrılmışlar ise herhangi bir sorun yoktur. Ancak eğer ki nişan taraflardan birinin haklı bir gerekçe göstermemesi ile ya da taraflardan birine yükletilebilecek bir sebeple bozulursa, kusuru olan taraf diğer tarafta meydana gelecek maddi ve manevi zararları karşılamak zorunda kalacaktır.

Peki, bu maddi ve manevi zararlar neler olabilir? Nişanın bozulmasına sebep olmayan taraf diğer taraftan, dürüstlük kuralları çerçevesinde evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddi fedakârlıklar karşılığında uygun bir maddi tazminat isteyebilecektir.

Yine nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu taraftan manevi tazminat isteyebilecektir. Bu noktada terk edilen tarafın yalnızca yaşamış olduğu üzüntü manevi tazminat için yeterli bulunmamaktadır. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için şeref ve haysiyet duygularının ağır şekilde ihlali aranmaktadır. Bir diğer deyişle; nişanın bozulmasına sebep olmayan taraf, nişanın sona ermesi neticesinde çevresine karşı küçük düşmüş ve itibarı zedelenmiş ise kusurlu taraftan manevi tazminat isteyebilecektir.

Tüm bunların dışında; nişanlılığın evlenme dışında herhangi bir nedenle sona ermesi neticesinde kusur koşulu olmadan, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babaya ya da onlar gibi davrananların diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilecektir. Bu kapsamda taraflar ve aileleri karşılıklı vermiş oldukları ‘’alışılmışın dışındaki’’ hediyelerini geri isteyebileceklerdir. Yargıtay kararları ışığında, kullanmakla eskiyen ya da tüketilebilen hediyelerin (kıyafetler, yiyecekler vb.) geri istenemeyeceği, altın, ziynet eşyası, cep telefonu gibi alışılmışın dışınki yani hem kullanılmakla eskimeyen ve tüketilemeyen hem de maddi değeri yüksek hediyelerin geri istenebileceği kabul edilmektedir.